MAHKEMESİ : MUĞLA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/12/2009
NUMARASI : 2007/90-2009/763
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine, Belediye adına tescilli bulunan dava konusu 640 ada 4 sayılı parselin, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden ihdas suretiyle Belediye adına kayıtlanan 640 ada 1, 2 ve 3 sayılı parsellerin tevhidinden oluştuğunu, tescilin yolsuz nitelik taşıdığını; sonradan taşınmaz üzerine iş hanı yapılıp kat mülkiyetine geçildiğini ileri sürerek, Belediyeye ait bağımsız bölümlerin tapularının iptalini istemiştir.
Davalı Belediye, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, Hazine tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 01.06.2010 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat Gülçin Türkucu geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi M. A.tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, yolsuz tescil iddiasına dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
Getirtilen kayıtlardan, çekişmeli 640 ada 4 sayılı parselin 1978 ve 1994 yıllarında "yeniden tescil ve "yoldan ihdas" suretiyle Belediye adına kayıtlanan 640 ada 1, 2 ve 3 sayılı parsellerin 12.05.1994 tarihinde tevhidiyle oluştuğu, sonradan üzerinde iş hanı yapıldığı görülmektedir.
Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, yolsuz şekilde tapuya tescil edildiğini ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece, 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de, 14 Mart 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa'nın 2.maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Yasasının 12.maddesinin üçüncü fıkrasına "Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır. " cümlesi ve aynı Yasanın 3.maddesi ile de 3402 Sayılı Yasaya "Bu kanunun 12.maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır." şeklindeki geçici 10.madde eklenmiştir.
Ne var ki, yukarıdaki düzenlemelerin kadastro öncesi sebebe dayalı olarak açılan ve kadastro suretiyle oluşan taşınmazlar hakkındaki davalar bakımından uygulanacağı şüphesizdir.
Somut olayda, çekişmeli 640 ada 4 sayılı parsel "yeniden tescil" ve "ihdas" suretiyle kayda bağlanan 640 ada 1, 2 ve 3 sayılı parsellerin tevhidinden oluştuğuna göre, kadastral nitelik taşıdığını ve hakkında 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanacağını söyleyebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, işin esasının değerlendirilmesi ve ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir.
Hazinenin temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 24.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 750.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 01.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy