MAHKEMESİ : İSKENDERUN 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/11/2009
NUMARASI : 2009/243-2009/298
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanlarından intikal eden 1018 parsel sayılı taşınmazdaki 2 katlı binanın üst katının davalı tarafından tamir edilerek kullanıldığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve yıkım isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece;" davacı A. taşınmazda yer kullandığı bu davacı yönünden davanın reddine karar verilmesi, diğer davacı yönünden intifadan men koşullarının oluştuğu, payı oranında elatmanın önlenmesi ve ecrimisile karar verilmesi" gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davacı Ş.yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . . raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar Daire'ce hükme yeterli araştırma yapılmadığı gerekçesiyle, yapılması gerekli tüm işlemler ayrıntılı olarak gösterilmek suretiyle bozulmuş, bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucu davacı ş. yönünden davanın kısmen kabulüne, davalı a.yönünde ise takip edilmeyen davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olup, kurulan hükümde kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bilindiği üzere, bozma kararlarına uyulmakla yanlar yararına usuli kazanılmış haklar doğacağı ve mahkemece bozma kararında gösterilen ilkeler doğrultusunda soruşturma yapılmasının zorunlu hale gelecegi kuşkusuzdur.
Ne varki, bozma ilamında değinilen ortaklığın giderilmesi davasında verilecek karar, çekişmeli taşınmazın mülkiyetinde bir değişiklik yaratıp yaratmayacağı, bu bağlamda tarafların sıfatını etkileyip etkilemeyeceğinin saptanması yönünden önem arz ettiği halde mahkemece ortaklığın giderilmesi davasının sonucu araştırılmamıştır.
Diğer taraftan bozma ilamında açıkça belirtildiği halde harcı ikmal edilmeyen değer üzerinden davacı yararına fazla avukatlık ücreti tayin ve takdir edildiği ve ilam harcının da kabul kapsamındaki davacı ş.'ün payına göre hesaplanmadığı görülmektedir.
Ayrıca, kabule göre de, kısa kararda yer almamasına rağmen gerekçeli kararda 'fazlaya ilişkin istemlerin reddine' ibaresinin hüküm fıkrasına eklenmesi de isabetsizdir. O halde, Daire bozma ilamı doğrultusunda tüm bozma gereklerinin eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekirken yukarıda değinilen hususların gözardı edilmesi doğru değildir.
Davalının, bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.4.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy