MAHKEMESİ : ERZİN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/07/2009
NUMARASI : 2001/193-2009/161
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 116 parsel maliklerinden H. A.mirasçısı olmayan kişilerin, kendilerinin mirasçı olarak gösterdiği mirasçılak belgesine dayanarak intikal ve davalılara satışının yapıldığı, anılan mirasçılık belgesinin iptal edilip, hasımlı olunan veraset ilamı ile gerçek mirasçılara belirlendiğini ileri sürerek, pay oranında iptal ve tescilini istemiştir.
Davalılar, iyiniyetli olduklarını belirtip, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, duruşma isteği değerden reddedilip, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, ketmi verese hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden,toplanan delillerden ; çekişme konusu 116( yeni 8949,8950,8951,8952) parsel sayılı taşınmazın 300/600 payının tapulama ile 22.01.1986 tarihinde ölü çırakoğlu Ali mirascıları adına tescil edildiği, 300/600 payın 22.12.1989 tarih 1002 nolu işlemle, dörtyol Sulh Hukuk Mahkemesinin 18.12.1989 gün, 1989/440 Esas, 1989/483 Karar sayılı mirasçılık belgesine dayanılarak G.G.(U.), N.G.(K.) ve S. G. adına her birine 400/2400 pay olarak intikalinin yapıldığı, bu payların 22.12.1989 tarih 1003 nolu işlemle 600/2400 payının davalı A. Y., 600/2400 payının davalı Z. M.’a 114.000.000.TL bedelle satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Miras bırakan, M. ve F.’dan olma 1260 doğumlu H. A. Ç. mirascıları tarafından alınan hasımlı Erzin Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.06.1999 gün 1996/19 Esas ,1999/70 karar sayılı ilamı ile, tapuda intikalin dayanağını oluşturan Dört yol Sulh Hukuk Mahkemesinin 1989/440 Esas, 1989/483 Karar sayılı H. A. Ç.’a ait veraset ilamının iptal edildiği, davalılara 1200/2400 pay satışı yapan G.G.(U.) ,N. G. (Kunt) ve S.G.’in Ç. oğlu A. ( H. A. Ç.) ile miras ilişkisinin olmadığı ,gerçek mirasçıların ketmedildiği saptanmıştır.
İptal edilen Ç. oğlu A. ( Hacı A. Ç.) veraset ilamına göre G.G.(U., N. G.(K.) ve S. G.’e yapılan 1200/2400 (300/600) pay intikali yolsuz tescil niteliği taşımaktadır, yolsuz tescille edinen kişilerden pay satın alan davalılar 3. kişi konumunda olup, edinimlerinin iyiniyetle gerçekleşmiş olması halinde T.M.K.'nun 1023. maddesi hükmünce taşınmazdaki haklarının korunacağında kuşku yoktur.
Somut olayda; davalıların 116 parsel sayılı taşınmazdaki S.G., N.K., G. U.ve N. D. miras hak ve hisselerinin tamamını almak üzere anlaştıkları “tapuda sorunlar olduğu ,tapudaki sorunlar temizlendiğinde intikalin yapılacağının” bildirilmesi üzerine Dörtyol Noterliğinin 24.09.1986 tarih, 18564 nolu satış vaadi sözleşmesi ile A. Y. ve Z. M. lehine satış vaadinde bulunulduğu ve tapuya şerh verildiği, iptal edilen veraset ilamına dayalı olarak da ölü Ç. oğlu A.mirascılarına ait 300/600(1200/2400) payın 22.12.1989 tarihinde davalı A.Y. ve Z. M.’a satışının yapıldığı, tapuda sorunlar olduğunu 1986 yılında davalıların öğrendiği, tapudaki işlem tarihi 1989 yılına kadar sorunun ne olduğunu araştırıp tespit etmeleri mümkün iken davalıların bu konuda gerekli özeni göstermedikleri gibi satıştan önce araziyi görmek için gittiklerinde satışa konu edilen yerin “ölü A.Ç.mirasçılarına ait olduğu henüz intikal görmediği satın alınması halinde dava konusu olabileceği” tanık A.Y. O. tarafından uyarıldığı, satışa aracılık eden C. V.’ın “tapu memuruyla anlaştık ,işi bitirecek” sözlerini de davalıların duyduğu sabittir.Nitekim Tapu memuru, Nüfus memuru, veraset ilamını veren Hakim, Katip ve C. V. hakkında görevi kötüye kullanmak ve sahtecilik suçlarından ceza davaları açılmış, zamanaşımı nedeniyle davaların açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davalı A. Y.’ın 15 yıl Almanya’da çalıştıktan sonra 1984-1985 yıllarında Erzin’e döndüğü ve burada yaşamaya başladığı, İşlem tarihi 1989 yılında ilçe teşkilatı dahi olmayan küçük bir yerleşim yeri olan Erzin’de kişilerin birbirini ve çevreyi tanımamalarının hayatın olağan akışına uygun olmadığı davalıların ketmi verese olgusunu bilebilecek konumda oldukları hatta bu konuda uyarıldıkları anlaşılmaktadır
Öte yandan, satış değeri ile gerçek rayiç değer arasında aşırı fark bulunduğu , belirlenen olğu ve tespitlere göre de davalıların Türk Medeni Kanununun 3. Maddesi anlamında özen borcunu yerine getirdikleri söylenemez.
Hal böyle olunca, davalıların Türk Medeni Kanununun 1023. Maddesi kapsamında iyiniyet savunmalarına değer verilmesi olanağının bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru değildir.
Davacının, temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenle HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.7.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy