MAHKEMESİ : GEMLİK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/06/2008
NUMARASI : 2006/386-2008/345
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kandırılması sonucu vekil tayin ettiği davalı A. tarafından, vekaletnamedeki tevkil yetkisine istinaden vekil tayin edilen A.D.'ın vekalet görevini kötüye kullanarak, çekişme konusu 156 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki adına kayıtlı B blok (1) ve (6) nolu bağımsız bölümlerin kat irtifakına ayrılan toplam 12/80 payını davalı Y.'e satış adı altında gerçekte bedelsiz olarak temlik ettiğini, Y.'in de taşınmazdaki 6/80 arsa paylı B blok 6 nolu bağımsız bölümü diğer davalı Z.'ya satış yoluyla devrettiğini, bu satış işleminin gerçek bir satış olmadığını, davalıların el ve işbirliği içerisinde, kötü niyetle hareket ettiklerini ileri sürerek, taşınmazdaki B blok (6) nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile adına tescili, olmadığı takdirde şimdilik 14.000.00.-TL tazminatın davalılar A.ve Y.'den tahsili isteğinde bulunmuştur.
Davalılar Y.ve A., davanın reddini savunmuşlar, davalı Z. ise savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali- tescili olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının, dava dışı ortaklarla birlikte iştirak halinde malik oldukları çekişme konusu eski 1453 ( yeni 156 ada 4 ) parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak, dava dışı D.İnşaat Limited Şirketini temsilen şirket müdürü davalı Y.ile aralarında kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, davalı A.' in D. İnşaat Şirketinde sekreter olarak çalıştığını, dava dışı A. D. ile davalılar Y.ve A.'in, kat karşılığı inşaat sözlemesiyle ilgili işlemlerde kullanılmak üzere vekaletname verilmesinin gerekli olduğu hususunda kendilerini kandırmaları sonucunda, diğer ortaklarla birlikte davalı A.'i vekil tayin ettiklerini, taşınmazda kat irtifakı tesis edildiğinde, 156 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki 6/80 arsa paylı B blok (1 ) ve 6/80 arsa paylı (B) blok (6 ) nolu bağımsız bölümlerin adına tescil edildiğini,bilgisi dışında vekil A.in vekaletnamedeki tevkil yetkisini kullanarak, davalı Y.'in kardeşi olan dava dışı A. D.'a vekalet verdiğini, A. D.'ında vekalet görevini kötüye kullanarak taşınmazdaki adına kayıtlı B blok (1 ) ve (6 ) nolu bağımsız bölümlerin kat irtifakına ayrılan toplam 12/80 payını davalı Y.e satış adı altında gerçekte bedelsiz olarak temlik ettiğini, bu satış nedeniyle kendisine bir bedel ödenmediğini, sonradan taşınmazda yeniden.Kat irtifakı kurulduğunu ve daha sonra davalı Y.in taşınmazdaki 6/80 arsa paylı B blok 6 nolu bağımsız bölümü davalı Z.ya satış yoluyla devrettiğini, bu satış işleminin gerçek bir satış olmadığını, davalıların el ve iş birliği içerisinde, kötü niyetle hareket ettiklerini ileri sürerek, 156 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki 6/80 arsa paylı B blok 6 nolu bağımsız bölümün davalı Z. Ç. adına tapu kaydının iptali ile adına tescili, olmadığı takdirde şimdilik 14.000,00 YTL tazminatın davalılar A. ve Y.'den tahsili istekli olarak eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Gerçekten de, öncelikli isteklerden tapu iptal ve tescil davasının, tapu sicilinde malik olarak gözüken kişi aleyhine açılacağı tartışmasız olup, davada, HUMK'nun 38. maddesi uyarınca husumet kendisine yöneltilen davalı Z.'nın, çekişme konusu 156 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki 6/80 arsa paylı B blok 6 nolu bağımsız bölümün kayıt maliki olduğu sabittir.
Ne varki, kayıt maliki davalı Z.' ya dava dilekçesinin tebliğ edilmediği, davada yer almasının sağlanmadığı ve savunma olanağı tanınmadan, Mahkemece, işin esası hakkında karar verildiği görülmektedir.
O halde, usulü dairesinde taraf teşkili sağlanmaksızın, HUMK'nun 73. ve Anayasanın 36. maddelerinde öngörüldüğü şekilde davalı Z.'ya davaya karşı savunma hakkı tanınmadan neticeye gidilmiş olmasının doğru olduğu söylenemez.
Hal böyle olunca; yukarıda değinildiği üzere, usulüne uygun olarak taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu göz ardı edilerek, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Davacının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy