MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/11/2009
NUMARASI : 2005/692-2009/517
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı vekili, M. ili K. köyünde bulunan 459, 642 ve 668 parsel sayılı taşınmazların davalı şirkete 30.12.2002 tarihli satış protokolü gereğince satış vaadi ile zilyetliğinin teslim edildiğini, davalının protokol hükümlerine uymaması üzerinde protokolün 03.06.2005 tarihinde noterden feshedildiğini ancak davalının taşınmazları teslim etmediğini, fuzuli işgaline devam ettiğini ileri sürerek davalının taşınmazlara elatmasının önlenmesi ile ecrimisil isteklerinde bulunmuştur.
Davalı, sözleşmeye göre taşınmazın bakım, onarım, elektrik ve su giderlerinin alıcıya ait olduğunun kararlaştırıldığını ancak önceki malikin Manisa Organize Sanayi Bölgesine elektrik ve su borcunun olduğunu, bu nedenle abone sözleşmesi yapamadıklarını, davacının ayıplı mal teslim ettiğini, taşınmazların Manisada olması sebebiyle mahkemenin yetkisiz olduğu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının protokolü fesh etmekte haklı olduğu, davalının davacıya ait taşınmazları fuzulen işgal ettiği gerekçesiyle elatmanın önlenmesi ile ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 04.06.2010 Cuma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat B. O.ile yine diğer temyiz eden vekili Avukat D.G. geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
HUMK’nun 13/1.maddesi gereğince taşınmazın aynı ile ilgili davaların, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde çözüme kavuşturulması gerekeceği, öte yandan, çekişmenin birden fazla taşınmazla ilgili olması halinde aynı yasanın 13/2.maddesi hükmü uyarınca taşınmazlardan, herhangi birinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olacağı tartışmasızdır. Taşınmazın bulunduğu yerden maksat ise tapuda kayıtlı olduğu yer değil, fiilen içinde bulunduğu mülki sınırdır. Hemen belirtilmelidir ki, anılan yetki kuralı kesin ve kamu düzeniyle ilgili olup, davanın her aşamasında mahkemece re’sen (kendiliğinden) gözetilmesi gerekir.
Dava konusu taşınmazlar Manisa’da bulunmaktadır. Esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir.
Ne varki, mahkemece davalı tarafından yapılan yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazların Manisa’da bulunduğu, davanın taşınmazların aynına yönelik olduğu dikkate alınarak yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Tarafların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden tarafların vekilleri için 750.00.-'şer TL. duruşma avukatlık parasının karşılıklı olarak alınıp birbirlerine verilmesine, 04.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.