MAHKEMESİ : ÇİNE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/12/2009
NUMARASI : 2008/119-2009/679
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 1203 parsel sayılı taşınmaza komşu parsel maliki davalının tel çekmek ve taşınmazını kendi tarlasına katmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı, iddiaların yersiz olduğunu, kendi taşınmazı içerisinde tel çektiğini, davacı taşınmazına elatmasının bulunmadığını bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, keşfen kaymakamlık men kararında gösterilen bölüme davalının müdahalesinin bulunmadığının belirlendiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . . raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişmeli 1023 parsel sayılı taşınmazın kayden davacıya ait bulunduğu, komşu 1024 parsel sayılı taşınmazın davalıya ait olduğu, 3091 sayılı yasa uyarınca 12.5.2008 tarih 4 sayılı men kararı uygulaması sonucunda davacı taşınmazının 3700 m2'lik kısmının davalı tarafından tel çekilerek kendi mülkiyetine katmak suretiyle müdahale edildiği belirlenerek elatmanın önlenmesine karar verildiği, Davacınında mülkiyet hakkına dayanarak belirlenen bu olgular doğrultusunda elatmanın önlenmesi isteğiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; Hukuk sistemimizde mülkiyet hakkı korunmaya değer kutsal bir hak olarak tanımlanmış ancak, kamu yararının gerekli kıldığı zorunlu durumlarda, yalnızca kanunla sınırlanabileceği belirtilmiştir. Bunun dışında mülkiyet hakkına dokunulmasına izin verilmemiştir. Anayasanın 35.maddesinin teminatı altında bulunan mülkiyet hakkını malik, hukuk düzeninin sınırları içerisinde dilediğince kullanma hakkına sahiptir. Hiç kimse bu hakkın kullanılmasına engel olamaz. 3091 Sayılı Yasa uyarınca alınan men kararlarının bu anlamda fiilen uygulama imkanı bulunmamaktadır.
Somut olaya gelince, mahallinde bilirkişilerce yapılan takometrik ölçüm sonucu davacıya ait 1023 parsel sayılı taşınmazın, 3091 sayılı yasa uyarınca alınan men kararında belirlenen alan dışında, bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 469.87 m2'lik bölümüne davalı tarafından elatıldığı belirlenmiş ancak mahkemece son celse davacının dava konusu ettiği yerin men kararında belirtilen 3700 m2'lik alan olduğu yönündeki beyanı gözetilerek davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Ne varki, davacı çaplı taşınmazına elatmanın önlenmesi isteğinde bulunduğuna göre, bilirkişi raporunda davalı tarafından elatıldığı belirlenen 469.87 m² 'lik bölümde dava kapsamında kabul edilmelidir.
Hal böyle olunca, davacının mülkiyet hakkına değer verilerek, bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 469.87 m2'lik bölüm yönünden elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacının, bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.4.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy