(4721 S. K. m. 426) (818 S. K. m. 28) (1086 S. K. m. 73, 409)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu 510 ada, 167, 101 ve 15 parsel sayılı taşınmazlarda kayden malik olduğunu, taşınmazların tapu belgesini yenileyeceklerini söyleyerek önce oğlu K. N.'ye daha sonrada davalıya satış yoluyla temlikini sağladıklarını, satış bedelinin kendisine ödenmediğini, temliklerin hile yoluyla yapıldığını, dava dışı oğlu ile davalının fikir ve elbirliği içinde hareket ettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, usulüne uygun tebligata rağmen duruşmalara katılmadığı gibi davaya yanıtta vermemiştir.
Mahkemece; HUMK'nun 409/5 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Karar: davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi İ. A.'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava; hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; yargılama aşamasında davacının ehliyetten yoksun olup olmadığı konusunda mahkemece Sulh Hukuk Mahkemesine yapılan ihbar üzerine 26.03.2009 tarihinde açılan 2009/219 Esas sayılı vesayet davasında Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 26.11.2009 tarih ve 4947 sayılı ön raporu ile davacı hakkında sağlıklı bir karar verilebilmesi için müşahede altına alınmasının gerektiği bildirilmiş, mahkemece müşahede altına alınma kararı verilmiş ve fakat bu arada Mahkemece davacının duruşmalara gelmemesi gerekçe gösterilerek iptal tescil davası 14.07.2009 tarihinde işlemden kaldırıldıktan sonra 15.10.2009 tarihli celsede de açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere ehliyetsizlik kamu düzeni ile mahkemece re'sen gözetilmesi gereken bir husustur. Esasen Mahkemece de bu husus gözetilerek davacıya vasi tayini gerekebileceği kanısıyla vesayet davasının açılması sağlanmıştır.
Bu durumda davacının duruşmalara gelmemesi üzerine mahkemece yapılması gereken iş dosyanın işlemden kaldırılması ve sonuç olarak açılmamış sayılmasına karar verilmesi değil TMK'nun 426 ve devamı maddeleri uyarınca dava takibinin sağlanabilmesi amacıyla vesayet davası sonuçlanıncaya kadar ki aşama için temsil kayyımı atanmasını sağlamak ve böylelikle taraf teşkili sağlanarak yargılamayı yürütmektir.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan biçimde işlem yapılmadan yazılı olduğu şekilde davanın açılmamış sayılmasına ilişkin hüküm kurulması isabetli değildir.
Sonuç: Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMKun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy