MAHKEMESİ : KARAİSALI ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/06/2006
NUMARASI : 2004/93-2006/538
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalıların miras bırakanları adlarına tespit ve tescil edilen 101 ada 273 parsel sayılı taşınmazın R. Vakfiyesi kapsamında kaldığını ve bizzat vakfedildiğini, zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini ileri sürüp, tapu iptali ile Ramazanoğlu Vakfı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, davaya yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın, vakfedilen yerlerden olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı idare vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi .raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 101 ada 273 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti sırasında davalıların miras bırakanları Z.Ç.ve M. K.ile dava dışı kişiler adına paylı mülkiyet üzere tespit edilip, 29.03.1994 tarihinde kesinleşerek çap kaydının oluştuğu anlaşılmaktadır.
Davacı Vakıflar idaresince taşınmazın R.Vakfiyesi kapsamında kaldığından bahisle eldeki davada davalı olarak gösterilenler dışındaki paydaşlara karşı açılan davanın kabulle sonuçlandığı ve kesinleşen karar ile taşınmazın 3/5 payının vakfı adına tesciline hükmedildiği; aynı davada 1/5'şer pay sahibi olan malikler Z.ve M.aleyhlerine de dava açılmakla beraber, dava tarihinden önce ölü oldukları anlaşıldığından 04.05.1978 tarih ve 4/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince haklarındaki davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, bu defa anılan kayıt maliklerinin mirasçıları hasım gösterilerek eldeki davanın açıldığı görülmektedir.
Davalılar, dışındaki paydaşlar yönünden çekişme konusu taşınmazla ilgili olarak açılan davada, taşınmazın vakfiye kapsamında kaldığı ve R.Vakfı'na ait olduğu belirlenmiş ve bu olgu kesinleşmiştir. O halde, eldeki dava bakımından taşınmazın R.Vakfiyesine aidiyeti konusundaki kesinleşen hükmün bağlayıcı olacağı tartışmasızdır.
Mahkemece, anılan bu husus gözardı edilerek davanın kabulü yerine reddi yönünde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacı İdarenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.