MAHKEMESİ : ANTALYA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/10/2009
NUMARASI : 2007/69-2009/371
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı, miras bırakan babası M. K.'un kayden malik olduğu tapulu taşınmazları kadastro tespitinden önce mirastan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak erkek çocuklarına temlik ettiğini, taşınmazların çeşitli kadastral parsellere revizyon gördüğünü ve imara tabi tutulduğunu, oluşan imar parsellerinden dava konusu 7622 ada 12 sayılı parselin davalılar adına tescil edildiğini ileri sürerek miras payı oranında iptal ve tescil istemiş; aynı isteğini, sonradan ölen annesi H.'den gelen miras payı bakımından da birleştirilen davada yinelemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacının muvazaa iddiası sabit görülerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 8.6.2010 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden R.K. vs. vekili Avukat B. K.,C. K.vekili N.K. ile temyiz eden vekili Avukat G.T. geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteklerine ilişkindir.
Getirtilen kayıt ve belgelerden, miras bırakan M.K.un tapuda kayıtlı taşınmazlarını oğullarına satış yoluyla devrettiği, anılan tapu kayıtlarının 1970 yılındaki kadastro tespitinde bir çok kadastral parsele revizyon görüp daha sonra da imar uygulamasına tabi tutulduğu, oluşan imar parsellerinden biri olan çekişmeli 7622 ada 12 sayılı parselin miras bırakanın oğulları R., C. ve B. ile oğlu M.'in karısı T.adlarına tescil edildiği; öte yandan, miras bırakanın 1983 yılında, eşi H.'nin de 1985 yılında ölümüyle, geride beş oğlu, bir kızı ve kendinden önce ölen iki kızından olma dört torununun kaldığı anlaşılmaktadır.
Miras bırakanın kızı A., muris babasının tapulu taşınmazlarını oğullarına mal kaçırma amacıyla devrettiğini ileri sürerek kayıt malikleri aleyhine eldeki davayı açmış; sonradan ölen annesi H.den intikal eden miras payı bakımından açtığı birleştirilen davada da aynı iddiasını yinelemiştir.
Mahkemece, her iki davanın da kabulüne karar verilmiştir.
Gerçekten de, 1.4.1974 tarih 1/2 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı çerçevesinde yapılan araştırma sonucunda, davacının miras bırakanı M.'nın kadastrodan önce tapulu taşınmazlarını oğullarına temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, ayrıca Antalya Kadastro Hakimliğinin 1985/202 esas sayılı dosyasında bulunan "keşif tutanağı sulh anlaşması" başlıklı zabıt içeriğindeki davacı beyanının miras bırakanın muvazaalı temliklerine hukukilik kazandırmayacağı ve temlike konu taşınmazlardaki haklarından feragat niteliği taşımadığı hususları benimsenmek suretiyle kabul kararı verilmesi kural olarak doğrudur. Davalıların öteki temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Ne var ki, imar parsellerinin geldiği kadastral parsellerin kadastro tespitindeki dayanağını teşkil eden tapu kayıtları incelendiğinde, bir kısım kayıtlarda, miras bırakanın oğullarının babaları dışında üçüncü kişilerden edindikleri paylar da bulunduğu görülmektedir. Miras bırakanın temlikine konu olmayan bu paylar hakkında 1.4.1974 tarih 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, çekişmeli imar parselinin hangi kadastral parsellerden geldiğinin tereddüte yer bırakmayacak biçimde saptanması, saptanan kadastral parsellerin dayanak tapu kayıtlarının ilk tesislerinden itibaren denetlenmesi, kayıtlarda miras bırakanla ilgisi olmayıp üçüncü kişilerden edinilen payların da bulunması halinde, bu payların imar parselindeki karşılığının kabul kapsamı dışında bırakılması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Davalıların temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,24.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 750.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy