MAHKEMESİ : İZMİR 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/12/2009
NUMARASI : 2009/364-2009/580
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kendisine ait 842 sayılı parsel ile davalıya ait 840 ve 841 parsellerin tevhit ve ifraz işlemleri sonucunda sicile yansıtılan pay durumunun hatalı olduğunu ileri sürerek, tapu iptali-tescil, aksi takdirde meydana gelen zararı için 50.000.-YTL'nin tahsilini istemiştir.
Davalı, kesin hüküm ve zamanaşamı itirazında bulunup, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 08.6.2010 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat Y.G.Ö. geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, hata hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil, olmazsa tazminat isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, 842 sayılı parsel davacıya, 840 ve 841 sayılı parseller de davalıya ait iken, tarafların 11.08.1999 tarih 5554 yevmiyeli işlemle imar mevzuatına uygun olarak taşınmazları tevhit, aynı tarih 5555 yevmiyeli işlemle de ifraz ettirdikleri ve oluşan ifraz parsellerinden 883 sayılı parselde paydaş kılındıkları; davalının davacı aleyhine 25.03.2004 tarihinde açtığı 2004/184 esas sayılı davada 883 parsel hakkında paylı mülkiyet hükümlerine dayanarak elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunduğu, yargılaması sonunda davacıya ait evin önceden yapıldığı ve eski 842 sayılı parsel sınırı içerisinde kaldığı, bedeli ödenmeden el atmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddedildiği ve Dairece onanarak 30.04.2005'te kesinleştiği; davacının da 2004/184 esas sayılı dava sırasında öğrendiği pay durumlarındaki hata nedeniyle davalı aleyhine 28.02.2006 tarihinde 2006/80 esas sayılı iptal-tescil davasını açtığı ve taşınmazdaki payların düzeltilmesini istediği, mahkemesince davanın kabul edildiği, ancak temyiz incelemesinde paylardaki hata Dairece de benimsenmesine karşılık, hatanın 2004/184 esas sayılı dava sırasında öğrenilmesinden itibaren BK.'nun 31. maddesindeki bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, davanın süreden reddi gerektiği belirtilerek kararın bozulduğu, bozmaya uyularak davanın reddedildiği ve 27.02.2009'da kesinleştiği görülmektedir.
Davacı, aynı olgularla bu kez BK.'nun 61 ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak 14.08.2009 tarihinde eldeki davayı açmış; davalı ise, zamanaşımı süresinin geçtiğini savunmuştur.
Mahkemece, bir yıllık zamanaşımı süresinin hatanın öğrenilmesiyle başlayacağından ve dava tarihine kadar sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, davadaki asıl istek olan tapu iptali-tescil isteği taşınmazın aynına yöneliktir. Bu mümkün olmadığı takdirde istenilen bedelden kaynaklanan tazminat taşınmazın aynı ile bağlantılı bulunduğuna göre, B.K.'nun sebepsiz zenginleşme ile ilgili 60 ve devamı maddelerinin, özellikle 66. maddesinde öngörülen zamanaşımının somut olayda uygulama yeri bulamayacağı gözetildiğinde, hükme esas alınan mahkeme gerekçesinin yasal olduğu söylenemez.
Bu durumda, somut olayda zamanaşımının hitam bulmadığı göz önünde tutulmak suretiyle işin esasının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir.
Davacının, temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 750.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 08.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.