MAHKEMESİ : ÇAYCUMA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/03/2008
NUMARASI : 2000/181-2008/128
Taraflar arasındaki davadan dolayı Çaycuma 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 5.3.2008 gün ve 181-128 sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 2.11.2009 gün ve 8877-11063 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacılar vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, ölüme bağlı tasarrufun tenkisi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre miras bırakan Selahattin Köktürk'ün 75 ada 1 parsel sayılı taşınmazını davalıya vasiyet etmesi nedeniyle davacıların saklı paylarının zedelendiği belirlenmek suretiyle davanın kabul edilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur.Davalının karar düzeltme isteği yerinde değildir , reddine.
Davacıların karar düzeltme isteğine gelince; davacıların dava dilekçesinde, mahfuz hisseye tecavüz miktarının keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu belli olacağını, şimdilik 6.000.000.000 Tl (6.000,00TL) dava değerinin dava harcı bakımından gösterildiğini belirttikleri anlaşılmaktadır
Bilindiği üzere; mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanunun 565. maddesinin 1, 2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanunun 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirascılardan ise aynı kanunun 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit Tenkis Oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (MK.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü 4/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca sür'atle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, tercih hakkının kullanıldığı gündeki fiatlara göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.O halde, taşınmazın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktıktan sonra davalının tercih hakkını 11.9.2003 tarihinde bedel olarak ödemeyi seçmek suretiyle kullanması üzerine yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda elde edilen 16.01.2004 tarihli bilirkişi raporunda, davalının her bir davacıya ayrı ayrı ödemesi gereken bedelin 24.617.613.937 TL ( 24.617,61 TL) olarak belirlendiği ve davacıların bu bedelin tüm davacılara ödenmesi gereken toplamı üzerinden yargılama sırasında peşin harcı ikmal ettikleri gözetilerek davalı tarafından her bir davacıya ayrı ayrı 24.617,61 Tl 'nin ödenmesine karar verilmesi gerekirken, talepten fazlaya hükmedilemeyeceği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.Anılan husus, karar düzeltme isteği üzerine yapılan inceleme sonunda anlaşıldığından, davacıların bu yöne ilişkin karar düzeltme isteğinin HUMK.’nun 440. maddesi uyarınca kabulüne, Dairenin 2.11.2009 tarih 8877-11063 sayılı ilamının ortadan kaldırılmasına, 5.3.2008 tarih 2000/181 esas, 2008/128 karar sayılı yerel mahkeme kararının açıklanan nedenden ötürü HUMK.’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,5.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.