MAHKEMESİ : KADIKÖY 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/12/2009
NUMARASI : 2006/326-2009/538
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, mirasbırakan babasının 643 ada 120 parsel 13.kat 52 nolu dairesini 14.4.2000 tarihinde ve satış suretiyle yeğeni olan davalıya temlik ettiğini yapılan işlemin alacaklılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuş, bilahare 16.6.2009 tarihli ıslah dilekçesiyle, temlikin kendisinden mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı yapıldığını belirterek, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak tapu iptal ve tescil istemiştir.
Davalı, iddiaların doğru olmadığını, işlemin gerçek satış olduğunu belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemce, sabit görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 15.06.2010 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden asil S. D.ve vekili Avukat E.K. ile temyiz edilen vekili Avukat M. Ö. geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi S.T.tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının mirasbırakanı V. K.'nin yeğeni olan davalı Gülru Dihim'e satış suretiyle yapmış olduğu temlikin alacaklıdan mal kaçırma amacıyla gerçekleştirildiği davacı tarafından ileri sürülerek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunulduğu ve 16.6.2009 tarihli dilekçe ile de davacı asılın davasını ıslah etmek suretiyle muris muvazaasına tebdil ettiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, HUMK'nun 83 ve takip eden maddeleri ile özellikle 4.2.948 tarih 10-3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, dava açıldıktan sonra sebebinde konusunda, delillerde ve diğer hususlarda usule ilişkin işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi mümkündür. Kaldı ki, HUMK'nun 185.maddesinin 2.bendi de davacının karşı tarafın rızası olmaksızın ıslah yoluyla davasının mahiyetini tebdil edebileceğini kabul etmiştir.
O halde, davacının başlangıçta taraf muvazaası alarak açtığı davasını muris muvazaası şeklinde ıslah ettiğine göre, iradenin bu biçimde ortaya konulmasında yasal olmayan bir durum bulunmamaktadır. Bir başka ifadeyle, davacının davasını muris muvazaası olarak kamilen ıslah ettiğinin kabulü gerekir. Buna göre de, davacının HUMK'nun 88.maddesi hükmü uyarınca 3 gün içerisinde usulüne uygun olarak harçlandırılmak suretiyle yeni bir dava ikame etmediği takdirde davanın iptaline karar verileceği öngürülmüş ve 89.maddede ise davasını tamamen ıslah eden davacının iptal tarihinden itibaren 3 ay zarfında yeniden dava açmadığı takdirde davasından feragat etmiş addolunacağı hükme bağlanmıştır.
Oysa somut olayda, davacı asıl dilekçe ile davasını muris muvazaasına tedbil ettiği halde, mahkemece yukarıda değinilen yasal düzenlemeler gözetilmeksizin gerek taraf muvazaası ile ilgili iddialar ve gerekse muris muvazaası ile ilgili ileri sürülen hususlar değerlendirilerek işin esası bakımından dava karara bağlanmıştır.
Öyle ise, mahkemece kurulan hükmün yasal olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
O halde, yukarıda değinilen yasal düzenlemeler ve değinilen ilkeler gözetilmek suretiyle usulü işlemlerin ikmal edilmesi, ıslah koşullarının yerine getirilmesi halinde tebdil edilen istek yönünden tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde tüm delillerinin toplanması, toplanan ve toplanacak olan delillerin birlikte değerlendirilerek işin esası bakımından bu hüküm kurulması gerekirken usuli işlemler yerine getirilmeksizin yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 750.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 15.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.