(4721 S. K. m. 716)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Karaisalı Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 9.5.2000 gün ve 1250-479 sayılı hükmün Bozulmasına ilişkin olan 14.5.2009 gün ve 4913-5744 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptali, tescil ve yıkım isteğine ilişkin olup mahkemece, tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne, taşınmazdaki binanın bedeli karşılığında davacı adına temlik ve tesciline ilişkin olarak verilen karar, davacının temyizi üzerine Dairece, 14.05.2009 tarih 2009/4913 Es. 5744 Kr sayılı ilam ile
dava konusu taşınmazın vakfedilen mallar arasında bulunup bulunmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanması, ondan sonra bir karar verilmesi, kabule göre de taşınmazın vakfiye kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde, davalı adına olan kaydın iptali ile çekişmeli yerin davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken, muhdesattan kaynaklanan bedel davalıya ödenmesi kaydıyla yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması da doğru olmadığı ' gerekçesiyle bozulmuştur.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre, çekişmeli 6 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinde zilyetliğe dayalı olarak davalı adına tescil edildiği, davalı tarafından üzerine bina yapıldığı, davacı Vakıflar İdaresinin, taşınmazın Ramazanoğlu Vakfiyesi diye bilinen vakfiye kapsamında kaldığını ileri sürerek eldeki davayı açtığı, taşınmazın anılan vakfiye kapsamında kaldığının keşfen yapılan uygulama sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile belirlendiği, mahkemece de bu husus benimsenmek suretiyle hüküm kurulduğu, ancak muhdesattan kaynaklanan bedelin davalıya ödenmesine de karar verildiği, davacı tarafından kararın bu yöne hasren temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, temyiz edenin sıfatına göre, tapunun iptaliyle Vakfı adına tescile karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, taşınmaz üzerindeki binanın davacı bakımından sübjektif bir yarar sağlamayacağı ve yıkımının fahiş zarar doğurmayacağı gözetilerek yıkıma da karar verilmesi gerekirken, bedel karşılığı temlike hükmedilmesi doğru değildir.
Sonuç: Anılan bu hususlar davacının karar düzeltme isteği sonucu yeniden yapılan inceleme ile anlaşıldığından, Dairenin bozma ilamındaki gerekçenin bu şekilde değiştirilmesine, davacının karar düzeltme dilekçesinde yazılı nedenler HUMKnun 440. maddesinde gösterilen dört halden hiçbirine uymadığından karar düzeltme isteğinin REDDİNE, 29.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy