MAHKEMESİ : ÇİNE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/12/2009
NUMARASI : 2007/250-2009/706
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden 150 ve 175 parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu, 150 parsel sayılı taşınmazına komşu 149 sayılı parsel malikleri olan davalılar A..ve M.Y.'ın, 175 sayılı parseline ise komşu 169 parsel sayılı taşınmaz maliki davalı N.nin sınırları aşıp, taşınmazlarına ilave ederek kullanmak suretiyle müdahale ettiklerini ileri sürüp, elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, orjinal krokinin uygulanmasında davalı parsellerin davacıya ait taşınmazlara tecavüzlerinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . .raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 150 ve 175 parsel sayılı taşınmazların kayden davacıya ait olduğu, komşu 169 sayılı parselin davalı Naciye, 149 sayılı parselin ise diğer davalılar adına kayıtlı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı, maliki olduğu anılan taşınmazlarına komşu taşınmazlar malikleri olan davalılar tarafından müdahale edildiğini ileri sürerek, eldeki davayı açmış, davalılar taşınmazlarda tersimat hatası bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Gerçekten de, mahkemece yerinde üç kez keşif yapılmış ve uzman bilirkişilerden raporlar alınmış olup, birinci raporda 169 sayılı parsel malikinin 175 sayılı parsele müdahale ettiği, 149 ve 150 sayılı parseller arasında herhangi bir elatmanın söz konusu olmadığı; ikinci raporda 192 nolu kırık noktasının tersimatının unutulduğu belirtilerek dava konusu yerde tersimat hatasının mevcut olduğu; üçüncü raporda ise tersimat hatasının bulunduğu saptanmakla beraber, dava konusu parsellere ait ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataların 3402 Sayılı Yasanın 41.maddesine göre değil, aynı yasanın 22.maddesi ve ilgili yönetmelik hükümlerine göre tapulama paftalarının yenilenmesi gerektiği bildirilmiştir.
O halde, eldeki davanın çözüme kavuşturulabilmesi bakımından öncelikle tersimat hatasının giderilmesi gerekeceğinde kuşku yoktur.
Bilindiği üzere; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5304 Sayılı Yasa ile değişik 41.maddesi ve kanunun tatbik şeklini gösteren 20.04.2006 tarihli yönetmeliğin 6.maddesi hükmü gereğince, ölçü, hesaplama, tersimat ve sınırlandırma hatalarından kaynaklanan yanlışlıkların ve eksikliklerin hangi usul ve esaslar dairesinde ve hangi mercii tarafından düzeltileceği öngörülmüş olup, bu düzenlemelere göre; kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerde geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda belirtilen sebeplerden ötürü meydana gelecek hataların ilgilisinin Kadastro Müdürlüğüne müracaatı üzerine veya müdürlükçe re'sen düzeltilmesi, sonucunun ise taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ edilmesi öngörülmüş, ilgilisi tarafından tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde düzeltmenin kaldırılması için sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltmenin kesinleşeceği yasaca benimsenmiştir.
Öyle ise, tersimat hatalarının düzeltilme işlemlerinde yasal olarak ve öncelikle idarenin (Kadastro Müdürlüğü) görevli ve yetkili olduğu ve idarece tersimat hatasının düzeltilmesine yönelik tasarrufun sonucu itibariyle eldeki davayı etkileyeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, davalıya 3402 Sayılı Yasanın 41.maddesi gereğince idareye başvurarak hatanın düzeltilmesi için imkan tanınması, orada belirlenecek çap durumu gözetilmek suretiyle bir hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Davacı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy