MAHKEMESİ : ANAMUR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/08/2008
NUMARASI : 2001/383-2008/446
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, paydaşı bulundukları 11 parsel sayılı taşınmazlarını imar uygulaması sonucu 31 sayılı imar parseli olduğunu, ancak 11 parselin bir kısmında imar uygulaması yapılmasına rağmen tamamında yapılmış gibi işlem görerek davalılara fazla pay verildiğini ileri sürerek, davalılara fazladan verilen payların iptali ile tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılardan, bir kısmı davayı kabul etmişler, bir kısmı ise reddini savunmuş, diğer davalılar ise cevap verilmemişlerdir.
Mahkemece, 899 ada 31 parselin pay dağılımında hata yapıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, bir kısım davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; tarafların paydaş oldukları 24733 m² yüzölçümlü 11 parsel sayılı taşınmazın 3194 Sayılı Yasa ile 2981 Sayılı Yasanın 3290 Sayılı Yasa ile değişik 10/c maddesi uyarınca bir bölüm bakımından uygulama yapıldığı ve yeni imar parselleri oluşturularak tarafların paydaş kılındıkları ve 12.986 m² lik bölümün de uygulama dışı tutularak 31 parsel nosu ile paydaşlar üzerinde bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Davacılar, imara tabi tutulan bölümde meydana gelen imar parsellerinde diğer paydaşların malik oldukları payın üzerinde paydaş kılınmaları sebebiyle imar uygulamasına girmeyen ve 31 parsel nosu olan 31 sayılı kadastral parselde haklarının kalmadığını ileri sürerek, davalıların paylarının iptal edilerek kendi adlarına tescilini dava etmişlerdir.
Gerçekten de, elde edilen bilirkişi raporu ve Tapu Kadastro Bölge Müdürlüğünün 14.12.2007 tarihli yazılarında oluşan imar parsellerinde davalılara fazla pay verildiği ve hata yapıldığı bildirilmiştir. Buna göre, davalıların imar parsellerinden paylarının üzerinde pay tahsis edilip, sicile bağlanması idari karara dayalı olduğundan, başka bir deyişle imar parsellerinin dayanağını oluşturan sebep idari işlem olduğuna göre, anılan bu idari işlem idari yargı yerinde iptal edilmedikçe hukuki varlığını devam ettirdiği gözetildiğinde, eldeki davanın dinlenilmesine olanak yoktur.Esasen, imar işlemine tabi tutulmayan bölümde malik olanların haklarını ifraz sonucu oluşan bölümde aynen devam etmesi ve korunması gerekeceği, kaldı ki, oluşan sicil kaydında korunduğu da açıktır. İmar parselinde fazla pay sahibi kılınma durumunun imar dışında bırakılan bölümdeki hakları etkileyeceği söylenemez ve kabul edilemez.
O halde, eldeki davanın kural olarak reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Ancak, davalılardan Y.M.ve R. açılan davaya HUMK. 151.maddesi hükmü uyarınca usulen tasdik edilen beyanlar ile kabul etmişlerdir. Bilindiği üzere, kabul kati hükmün sonuçlarını doğurur. O halde, kabul eden davalılara ait payların davacılara yansıtılmak suretiyle bu davalılar yönünden kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalıların, bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlere hasren HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy