MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
TARİHİ : 22/12/2009
NUMARASI : 2007/143-2009/471
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki bulunduğu 8 parsel sayılı taşınmaza, komşu 9 parsel maliki davalıların kendi parsellerine yaptıkları binanın 50 m2’lik kısmının taşkın olduğunun, yapının kaçak ve ruhsatsız olması nedeniyle ifrazının da mümkün olmadığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar; 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazların imar uygulaması ile oluştuğunu, 32 kadastral parselde paydaş iken yapılandıklarını, yapı değerinin arsa değerinden fazla olduğunu belirterek tecavüzlü kısmın temliken tescili gerektiğini savunmuşlardır.
R.K.mirasçılarından M. ve S. K.; davacının taşınmazı kendilerine satmak isteğini beyan etmişlerdir.
Diğer davalılar; usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen yargılamaya katılmadıkları gibi davaya yanıt da vermemişlerdir.
Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece; “…tecavüzlü halin imar uygulaması ile oluşup oluşmadığının açıklıkla saptanması, imar uygulaması ile oluştuğunun belirlenmesi halinde 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi dikkate alınarak hüküm kurulması” gereğine değinilerek bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmakla yapılan yargılama sonunda iddianın sabit olduğu sonucuna varılarak 8830 ada, 9 parselde yer alan davalılara ait binanın zemin üstü birinci katının imar uygulamasından sonra yapıldığı ve korunmaya değer bina durumunda olmadığından birinci katın yıkımı yoluyla elatmanın önlenmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalılardan M.K.ve S.K.tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi ...’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, imar parseline elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, elatmanın önlenmesine, birinci katın yıkımına karar verilmiştir.
Hükmüne uyulan bozma ilamında uyuşmazlığın niteliği vurgulanmak suretiyle izlenmesi gereken yol açıkça belirlenmiş, mahkemece yapılan araştırma sonucu yıkılması istenilen binanın zemin katının imardan önce, zemin üstü birinci katın ise imar uygulamasından sonra yapıldığı belirlenerek zemin üstü birinci katın bedelsiz olarak yıkılmasına karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalıların, temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Bilindiği üzere, 3194 Sayılı İmar Yasasının 18/9.maddesinde;" düzenleme sırasında, plan ve mevzuata göre muhafazasında mahsur bulunmayan bir yapı ancak bir imar parseli içinde bırakılabilir. Tamamının veya bir kısmının plan ve mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülemeyen yapılar ise birden fazla imar parseline de rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmekdikçe bu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunur" hükmü öngörülmüştür.
Somut olayda, zemin katın imar uygulamasından önce yapıldığı ve imar uygulaması sonucu davacı taşınmazında kaldığı saptandığına göre, bunun yanında kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum karşısında yapı sahibini korumayı amaçlayan yasa hükmü ve iradeleri dışında gerçekleşen, kamusal bir uygulama olan imar işleminden kaynaklanan dava nedeniyle davalıların harç, yargılama masrafı ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulmamaları, zemin katın yapı bedelinin mahkeme veznesine depo ettirilmesi, ondan sonra bu kat bakımından da elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm doğru değildir.
Davacının, bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy