MAHKEMESİ : ERZURUM 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/11/2009
NUMARASI : 2008/232-2009/372
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kayden paydaşı oldukları 2276 parsel sayılı taşınmaza davalının yol açıp kullanmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürüp elatmanın önlenmesine, yerin eski hale getirilmesine ve verilen zarar karşılığı 10.000,00.-YTL tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmaza müdahalesi olmadığını, çekişmeli yolun eskiden beri var olduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazdaki yolun davalı tarafından açılmadığı, yola davalının bir müdahalesi olmadığı, yerin imar planında yol olarak gösterildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi E. S.'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve tazminat isteğine ilişkindir.
Mahkemece, kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere göre; çekişme konusu 2276 parsel sayılı taşınmazın paylı mülkiyet üzere olduğu, davacıların ve dava dışı şahısların taşınmazda paydaş bulundukları, davalı şirketin taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı olmadığı anlaşılmaktadır.
Davacılar, davalının hiçbir geçerli sebebi bulunmaksızın taşınmaza yol açmak ve kullanmak suretiyle elattığını ileri sürerek eldeki davayı açmışlar, davalı yolun kendisi tarafından açılmadığını ve şirket tarafından da kullanılmadığını savunmak suretiyle davaya karşı çıkmıştır.
Her iki tarafın iddia ve savunmaları doğrultusunda gösterdikleri tanıklar HUMK.nun 259. maddesi gereğince taşınmazın başında dinlenilmişler oysa birbirine aykırılık teşkil edecek şekilde bildirimde bulunmuşlar ve mahkemece davalının savunması ve davalı tanıkları beyanlarına itibar edilerek sonuca gidilmiştir.
Ne var ki mahkemece, tanıkların birbirine mübayin olan beyanları arasındaki çelişki yüzleştirmek suretiyle giderilmediği gibi, hangi sebeple davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilmediği gerekçelendirilmeden kurulan hükmün yasal olduğu söylenemez.
Ayrıca, yapılan uygulama sırasında dinlenen davalı tanığı A.A., belediye görevlisi olduğunu, imar planında yerin yol olarak gösterildiğini bildirmiş ve mahkemece buna itibar edilmişse de, Dadaşköy İkadım Belediyesinin 12.02.2009 tarihli yazısı ile, çekişme konusu 2276 parsel sayılı taşınmazın imar planı kapsamı dışında olup, imar planı bulunmadığı belirtildiğine göre, mahkemece, resmi belgenin aksine olan anılan tanık beyanına itibar edilerek neticeye gidilmesi de isabetsizdir.
Hal böyle olunca; öncelikle taraf tanıkları yeniden dinlenerek, beyanları arasındaki mübayenetin yüzleştirmek suretiyle giderilmesi, davalı şirkete ait deponun hangi tarihte kurulduğunun araştırılması ve yolun duraksamaya yer bırakmayacak şekilde deponun meydana getirilişinden önce mi, sonra mı açıldığının tespit edilmesi, davalı tarafın söz konusu depoya gidebilmesi için başkaca bir yolun olup olmadığının saptanması ve ondan sonra bir hüküm kurulması gerekirken eksik tahkikat ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Davacıların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 06.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy