MAHKEMESİ : GERMENCİK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
TARİHİ : 23/09/2009
NUMARASI : 2008/377-2009/138
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları A..'ın hukuki ehliyete haiz olmadığı dönemde dava dışı H.A. vekil ederek dava konusu 355 parsel sayılı taşınmazı ölünceye kadar bakma akti ile eşi F.ya temlik ettiğini, aynı akitle temlik ettiği dava dışı 346 parsele ilişkin temliki işlemin ehliyetsizlik nedeniyle tapusunun iptal ve tesciline dair verilen kararın kesinleştiğini, dava konusu taşınmazın ise F.'nın ölümü ile mirasçısı D.'a intikal ettiğini, onun da durumu bilen davalı İ.e devrettiğini, son malikin iyiniyetli olmadığını ileri sürerek tapunun iptali ile payları oranında adlarına tescili istiğinde bulunmuşlardır.
Davalılar, çekişmeli 355 parsel sayılı taşınmazın davalı D.'a miras bırakanı Fatma'dan intikal ettiğini, son malikinde iyiniyetle satın aldığını bildirip, davanın reddini savunmuşlardır.
Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın,dairece" miras bırakanın hukuki ehliyete haiz olmadığı saptanarak son malik İ.'in de davalı D.'un akrabası olduğu, durumu bilen ve bilmesi gereken konumunda bulunduğu belirlenerek Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı gözetilerek davanın kabul edilmiş olması kural olarak doğrudur. Açıklanan nedenlerle, davalıların öteki temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Ne var ki, davalı D.'un kök muris A..'tan sonra vefat eden miras bırakanı F..dan dolayı anılan taşınmazda miras payı olduğu açıktır.Hal böyle olunca, dava konusu 355 parsel sayılı taşınmazdaki davalı D.'un miras payının davalı İsmail üzerinde bırakılması gerekirken taşınmazın tamamının davacılar adına iptal ve tesciline karar verilmiş olması doğru değildir" gerekçesiyle bozulması üzerine, bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, ehliyetsizlik hukuksal nedeninen dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, daha önce yerel mahkemece kurulan hükmün temyizi üzerine Dairece, " dava konusu 346 parsel sayılı taşınmazdaki davalı D.'un miras payının davalı İ. üzerinde bırakılması gerekirken taşınmazın tamamının davacılar adına iptal ve tesciline karar verilmiş olması doğru değildir" gerekçesiyle bozulması üzerine mahkemece, hükmüne uyulan bozma kararı çerçevesinde işlem yapılarak yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğrudur.
Ancak, davacıların payları oranında iptal-tescil isteğinde bulunarak eldeki davayı açtıkları, mahkemece de davacıların payları oranında iptal tescile karar verildiği halde davacıların davasının kısmen benimsendiği düşüncesiyle yargılama giderleri ve bu giderlerden sayılan avukatlık ücretinin oran kurulmak suretiyle taraflara yüklenmiş olması doğru değildir.
Davacıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlere hasren HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.