MAHKEMESİ : GERMENCİK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/04/2009
NUMARASI : 2008/182-2009/80
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden davalılara ait olan 19 ve 20 parsel sayılı taşınmazların iskan tapularına dayanılarak tespit ve tescil edildiğini, dayanak tapu kayıtlarında “miktarı muteberdir” şerhi bulunduğunu, kadastro tespitinden sonra bu yönde beyanlar hanesine şerh konulduğunu, miktar fazlalıklarının Hazine adına tescili gerektiğini ileri sürerek, tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen karar; Dairece; “… çekişme konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin 24.03.1952 tarihinde yapıldığı ve 21.11.1952 tarihinde çap kayıtların oluştuğu ve 07.04.1953 tarihinde de kayıtların miktarı ile geçerli olduğuna dair sicillerine şerh konulduğu sabittir.Öyleyse, şerh siciller üzerinde yer aldığına ve hukuki varlığını koruduğuna göre, şerhten kaynaklanan ve onun sağladığı hakkın hak düşürücü süreye uğradığı kabul edilemez.Bir başka anlatımla, 3402 Sayılı Yasanın 12/3 ve geçici 4.maddesi hükmünün somut olayda uygulama yeri yoktur.Hal böyle olunca, iddia ve savunma doğrultusunda tarafların ileri sürdükleri delillerin toplanması, yukarıda değinilen yasal düzenlemeler de gözetilmek suretiyle hükme elverişli olacak şekilde araştırma ve inceleme yapılması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, ondan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir:” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.Karar, bir kısım davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, kayıt miktar fazlasının Hazineye ait olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tecsil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm yalnız 19 parsel maliki davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Bilindiği üzere; bozma kararına uyulmakla, bozma kararı doğrultusunda araştırma yapma zorunluluğu doğar.
Daire bozma kararında,araştırma,inceleme ve uygulama yapılmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, mahkemece, bozma kararında işaret edilen araştırma,inceleme ve uygulama yapılmaksızın neticeye gidilmiş olması doğru değildir.
Hal böyle olunca, dava konusu 19 parsel yönünden, mahkemece keşif yapılarak bozma kararında işaret edilen hususların tek tek yerine getirilmesi, dayanak kayıtların kapsamının ortaya çıkartılması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy