MAHKEMESİ : KARAİSALI ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/06/2009
NUMARASI : 2007/296-2009/111
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları İ.in maliki olduğu 246 parsel sayılı taşınmaz ile 110 parseldeki payını, ikinci eşi ile evlenmeden hemen önce davalı kızına satış suretiyle temlik ettiğini, ayrıca davacılar dışındaki başka mirasçılara da temlikler yaptığını, temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, miras payları oranında iptal, olmadığı takdirde tazminata karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, murisin temlikleri paylaştırma kastıyla gerçekleştirdiğini, mal kaçırma amacı bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu 246 parselin ve 110 parseldeki pay temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ..'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; tapu kaydına (zilyetliğe) dayanılarak açılan bir iptal davasında, ayrıca tescil isteğinde bulunulmamış olması iptal davasının reddi için başlı başına bir sebep teşkil etmez. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, iptal isteminin tescili kapsamadığı gözetilerek davacıya, ayrıca tescil davası açması için imkan tanımak ve dava açılması halinde her iki dava birleştirilerek karara bağlanmaktan ibarettir. Değişik anlatımla sadece iptal davasının kabulüne ve tapunun iptaline karar verilmesi, tapulu bir taşınmazın sicil dışı (kayıtsız) kalması sonucunu doğurur ki, böyle bir uygulama, devletin bütün taşınmazların hukuki ve geometrik durumlarını belirleyerek sicile bağlama yolunda benimsediği-dolu pafta sistemi –genel ilke ile bağdaşmaz. Ne varki, davacı iptal değil, sadece tescil isteğinde bulunmuş ise Yargıtayın yerleşmiş ve kurallaşmış uygulamalarına göre, tescil isteği tapu sicilinde mevcut eski kaydın iptali isteğini de kapsadığı gözetilerek davacının ayrıca tapu kaydının iptalini de dava etmesine gerek yoktur. (YHGK 11.11.1983 Tarih, 981/8-80 Esas, 983/1162 Sayılı Kararı.)
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca işlem yapılması, davacılara tescil isteği yönünden dava açması için olanak tanınması, açıldığı takdirde eldeki dava ile birleştirilmesi ve ondan sonra işin esası bakımından bir karar verilmesi gerekirken, tescil isteği olmadığı halde, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre işin esasının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy