MAHKEMESİ : DERİNKUYU ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/03/2009
NUMARASI : 2006/59-2009/38
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, ortak mirasbırakanları Y. G.’in,kayden malik olduğu 391 ada, 1 parsel sayılı taşınmazını mirastan mal kaçırmak amacıyla oğlu olan davalıya satış yoluyla temlik ettiğini, işlemin bedelsiz yapıldığını, bir süre sonra da taşınmazın ½ payının dava dışı anne Ü.G.e bedelsiz devredildiğini, işlemlerin muvazaalı olduğunu ileri sürerek davalı adına olan tapu kaydının miras payı oranında iptali ve tescili olmadığı taktirde tenkisine kara verilmesini istemiştir.
Davalı, satış işleminin gerçek olduğunu, bedeli karşılığında satın aldığını, alım gücünün olduğunu, tenkis istemi bakından zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi ... ....’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve miras payı oranında tescil, olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; iddiaların kanıtlanamadığı gözetilerek davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Davacının öteki temyiz itirazları yerinde değildir.Reddine.
Ancak, bilindiği üzere; HUMK'nun 455 ve 459. maddeleri ile tavzih ve maddi hataların düzeltilmesi ile ilgili hükümler düzenlenmiş ve hükmün icrasına kadar tavzih istenebileceği belirtilmiştir. Anılan madde düzenlemelerine göre açık olmayan yada çelişkili fıkraları içeren hükümlerin tavzihi istenebilir.Olayın akışından ve dosyanın incelenmesinden kolayca anlaşılabilecek hesap ve yazım hataları da maddi hata olarak düzeltilebilir. Sonradan hükmün yanlış olduğu anlaşılsa dahi hakim karar vermekle dosyadan el çektiğinden karar temyiz edilip bozulmadıkça unutulan bir husus tavzih yoluyla dahi hükme eklenemez ve değiştirilemez.
Somut olaya gelince; her ne kadar 3437,60 lira avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine denildi ise de, hükmün 4. bendinin girişinden avukatlık parasının davalı lehine hükmedildiği maddi hata sonucu davalı yerine davacı ibaresinin kullanıldığı sonucuna varılmakta ve mahkemece dava reddedildiği halde nispi harca hükmedildiği, bilahare " avukatlık ücretinin ve harcın" düzeltme şerhi adı altında değiştirildiği görülmektedir.
Hal böyle olunca, yukarıdaki açıklamalar karşısında böyle bir düzeltmenin doğru olduğundan sözedilemeyeceğinden ek kararın kaldırılmasına, dava reddedildiğine göre red harcına ve davalı yararına dava dilekçesinde gösterilen ve itiraza uğramayan değer üzerinden avukatlık parasına hükmedilmesi gerekirken nispi harca ve keşifte belinlenen ancak harcı ikmal edilmeyen değer üzerinden avukatlık ücreti tayin ve takdir edilmesi isabetli değildir.
Davacının temyiz itirazları açıklanan nedene hasren yerindedir. Kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.