MAHKEMESİ : AKYURT ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/01/2005
NUMARASI : 2004/132-2005/4
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden malik olduğu 975 parsel sayılı taşınmaza davalının haklı ve geçerli bir nedene dayanmaksızın tel örgüyü söküp çok sayıda meyve fidanı dikmek suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi, eski hale getirme, ecrimisil ve zarar ziyan tazminatı isteğinde bulunmuş, 11.01.2005 tarihli dilekçe ile eski hale getirme, ecrimisil ve tazminat isteklerinden vazgeçmiştir.
Davalı, karşı dava ile; dava konusu taşınmazı 840.000.-YTL'ye satın almak için anlaştıklarını, davacı ve oğluna çeşitli tarihlerde 172.000.-YTL ödendiğini, 50.000.-YTL masraf ederek taşınmazı imar ihya ettiklerini ileri sürerek, 222.000.-YTL'nin faizi ile tahsilini istemiş, aleyhine açılan davanın da reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı (karşı davalı) tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 13.04.2010 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat F.M. ile yine diğer temyiz eden vekili Avukat M. E.geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi .tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, karşı dava tazminat isteğine ilişkindir.
Davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve HUMK.nun 376. maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin; aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Nevarki, uygulamada söz konusu yasanın 38l. maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde HUMK.nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkca gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın l4l. maddesi ile HUMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. Değinilen ilke ve yasa hükümleri gözardı edilerek kısa kararda elatmanın önlenmesi davasının kabulüne, yıkım isteğinin reddine, karşı davanında reddine karar verildiği halde gerekçeli kararda karşı davanın kısmen kabulüne karar verilerek kısa karara çelişkili biçimde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Hal böyle olunca, hükmün 10.04.1992 gün 1992/7 esas-1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde bir karar verilmek üzere HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre şimdilik öteki temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 750.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 13.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy