MAHKEMESİ : AKYAZI ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
TARİHİ : 24/11/2009
NUMARASI : 2008/343-2009/489
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 6 parça taşınmazı icra takibine maruz kaldığı dönemde kardeşi davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, satışın gerçek olmadığını, borçlarını ödediği halde davalının taşınmazları iade etmediğini ileri sürüp muvazaa nedeniyle tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazları davacının borçlarını ödemek suretiyle satın aldığını, temlik sırasında satış bedelinin büyük bir bölümünü ödediğini, iddiaların doğru olmadığını, davanın zaman aşımı süresinde açılmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi ... raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Duruşma isteği dava değeri yönünden reddedildi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davacının çekişme konusu 313, 664, 666 ve 375 parsel sayılı taşınmazdaki paylarını 27.10.1998 tarihli akitle; 249 parseldeki payın ise dava dışı E.C.tarafından 31.12.1998 tarihli akitle satış suretiyle davalıya temlik edildiği, anılan taşınmazların yenileme suretiyle 4, 6, 26, 28, ve 53 parseller olarak davalı adına tescil edildiği; yine, 556 parsel sayılı taşınmazdaki ¼ davacı payının 14.02.2001 tarihinde icra müdürlüğünce yapılan ihale ile dava dışı M. M.’e ihale olunduğu, ondan anılan payın 19.11.2004 tarihli akitle davalıya satış suretiyle temlik edildiği, 556 parselin de yenileme ile 12 parsel olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, anılan temlikleri aleyhine girişilen icra takiplerinden kurtulmak amacıyla yaptığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre, taraflar arasındaki çekişmenin taraf muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, davacı tarafından iddiasını ispatlayacak şekilde 05.02.1947 tarih, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilen biçimde taraflar arasında düzenlenmiş bir belge ibraz edilmediği anlaşılmaktadır.
Ne var ki, dosya arasında bulunan dava dışı alacaklı Z.B. tarafından eldeki davanın davacısı M. M. ile davalısı A.M.aleyhine açılan tasarrufun iptali davası sonucunda Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.12.2004 tarih, 2003/925 esas, 2004/521 karar sayılı kararıyla, taraflar arasında yapılan işlemin alacaklıyı zarara uğratmaya yönelik bulunduğu, ortada gerçek bir satışın olmadığı, davalı M. yönünden davanın konusuz kaldığı, taşınmazların davalı A. elinden 2001 yılında çıktığı, bu nedenle tasarrufun iptali davasının bedele dönüştüğü kabul edilerek alacağın davalı A.’ten tahsiline karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmektedir.
Hal böyle olunca; söz konusu mahkeme kararının tarafların tapuda yapılan işlemdeki iradelerinin belirlenmesi ve 5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesi bakımından değerlendirilmesi, ayrıca iddiasını yazılı belge ile kanıtlaması gereken tarafın böyle bir belge ileri sürememesi halinde yemin deliline de (sair yasal deliller denilmek suretiyle dava dilekçesinde belirtilmişse) dayanıldığının kabulü ile davacıya diğer tarafa yemin verme hakkının bulunduğunun hatırlatılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle, HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy