MAHKEMESİ : HOZAT ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/10/2008
NUMARASI : 2008/21-2008/47
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacılar, tarafların ve 3.kişilerin paydaşı oldukları 136 ada 16 parsel sayılı taşınmaza davalının kullanmak, mevcut evini onarmak ve 2.kat inşa etmek suretiyle müdahale ettiğini ileri sürüp, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemişler, 04.11.2004 tarihli ıslah dilekçeleriyle de 16 sayılı parseldeki eve yapılan tadilat ve 2.katın yıkılması, ayrıca yine paydaş oldukları aynı ada 23 sayılı parsele davalının çitle çevirip ağaç dikmek suretiyle kısmen yaptığı elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerinde bulunmuşlardır.
Davalı, açmış olduğu ortaklığın giderilmesi davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece; "...Bilindiği gibi, HUMK'nun 87/son maddesine göre ıslahla müddeabihin artırılması olanaklı isede dava konusunun ıslah yoluyla değiştirilmesine yasal açıdan olanak yoktur. 16 sayılı parsel bakımından yıkıma ilişkin ve 23 parsel sayılı taşınmaz yönünden yukarıda belirtilen istemlerle ilgili usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı gibi kamilen yapılmış bir ıslah da sözkonusu değildir. Öyle ise, 16 sayılı parsel yönünden yıkım konusunda 23 parsel sayılı taşınmaz bakımından işin esasına girilerek esastan ret kararı verilmesi doğru değil ise de kurulan hüküm yukarıda açıklanan gerekçelerle ve sonucu itibariyle doğrudur. O halde davacıların yukarda değinilen hususlara ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir, reddine. Ancak, çekişme konusu 136 ada 16 parsel sayılı taşınmaza elatmanın önlenmesi istenildiği halde; mahkemece bu konuda olumlu yada olumsuz bir hüküm kurulmamıştır. Öte yandan, dava dilekçesinin sonucu kısmında miktar belirtilerek ecrimisil istenmediği gibi ecrimisille ilgili harç da yatırılmadığı görülmektedir. Hemen belirtilmelidir ki, 492 sayılı Harçlar Yasasının 16.maddesinde öngörüldüğü üzere değer tayini mümkün olan hallerde dava dilekçesinde değer gösterilmesi mecburidir. Gösterilmemişse davacıya açıklattırılması, açıklamadan (tespitten) kaçınma halinde dava dilekçesinin işleme konulmaması değer gösterilmesi halinde ise aynı yasanın 38.maddesi hükmü gereğince işlem yapılması gerekeceği tartışmasızdır. Oysa, mahkemece ecrimisil isteği hakkında değinilen usuli işlemler gerçekleştirilmeden bu isteğinde reddine karar verilmiştir.
Hal böyle olunca, öncelikle ecrimisil isteği yönünden davacıya istek miktarı bakımından açıklama yaptırılması, yapıldığında harcının ikmal ettirilmesi, ondan sonra belirlenecek miktarın hüküm altına alınması gerekirken anılan hususun gözardı edilmiş olması doğru olmadığı gibi, 16 parsel sayılı taşınmaz için elatmanın önlenmesi isteği yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması da isabetsizdir" gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak davanın reddine, ıslah ile belirlenen hususlarda usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine, ıslah ile belirlenen hususlarda usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda ıslah ile talep edilen hususlarda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Davacıların öteki temyiz itirazlarına gelince; çekişme konusu 136 ada 16 parsel sayılı taşınmazın Hozat Kadastro Mahkemesinin 11.12.2003 tarih ve 1991/50 E.2003/29 K. Sayılı ilamı ile davacılar, davalı ve dava dışı şahıslar adına tescil edildiği, davalı İmam'ın tespite itiraz davasında "taşınmazın kendisine ait olduğunu" iddia ettiği; eldeki dava dosyasında da davacıların taşınmazda haklarının bulunmadığı savunmasını getirdiği görülmektedir. Davalının, değinilen beyanları ile, davacının hükmen edindiği mülkiyet hakkını kabul etmeyerek ve taşınmazın tümü üzerinde hak iddia ederek çekişme yarattığı açıktır.
Hal böyle olunca, davacıların payı oranında elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne ve belirlenecek ecrimisile karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 07.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy