MAHKEMESİ : ÇEŞME ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/12/2009
NUMARASI : 2009/9-2009/436
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalılar adına tapuda kayıtlı bulunan 196 ada 18 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını, özel mülkiyete konu olmayacağını ileri sürerek, tapu iptali ve terkini isteğinde bulunmuştur.
Davalı B., davanın reddini savunmuş, diğer davalılar davaya yanıt vermemişlerdir.
Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın, Dairece, dava konusu taşınmazdaki dava dışı paydaşların davaya katılması gereğine işaret edilerek bozulması üzerine, bozmaya uyularak mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılardan B. vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi .'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, duruşma isteği değerden reddedilerek, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve sicil kaydının kütükten terkini isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 196 ada 18 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına kayıtlı olduğu, paydaşlardan S.ve K.aleyhine Hazine tarafından dava konusu 196 ada 18 parsel sayılı taşınmazın kıyıda kaldığı iddiasıyla önceden açılan davada Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/147 E. 2003/218 K. Sayılı dosyasında çekişmeli 107 m² lik kısmın kıyı kenarda kaldığı belirlenerek davanın kabulüne karar verildiği ve kararın 18.5.2005 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; Türk Medeni Kanununun 688.maddesi hükmüne göre paylı mülkiyet birden ziyade kimsenin fiili olarak bölünmemiş birşeyde belirli paylarla malik olma şeklinde tarif edilmiş olup, paylı mülkiyet üzere kayıtlı taşınmazlar yönünden sadece bir kısım paydaşlarla ilgili iptal ve terkin kararı verilmiş olması halinde böyle bir kararın infaz kabiliyetinin bulunmayacağı açıktır. Zira, her paydaşın payı taşınmazın her noktasına yayılmış vaziyettedir, paydaş her noktada payı kadar mülkiyet hakkına haizdir.
Ayrıca, dosya içinde bulunan Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/92 E. 1987/94 K. sayılı 24.6.1988 tarihinde kesinleşen ilamından, G. G.mirasçıları olan eldeki davanın davalıları tarafından Hazine'ye karşı iptal tescil istekli dava açtıkları ve dava sonucunda Hazine adına kayıtlı 196 ada 7 parsel sayılı taşınmazdaki 107 m² lik kısmın dava konusu 18 parsel sayılı taşınmaza eklenmesi suretiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
O halde, sözü edilen ilam ve dayanağı krokinin mahalline uygulanması kıyıda kaldığı belirlenen bölümünün bu ilam kapsamında kalıp kalmadığının kesin olarak saptanması, ilam kapsamında kaldığının anlaşılması halinde Hazinenin o davada taraf olduğu ve hükmün Hazineyi bağlayacağının ve ayrıca 5841 Sayılı Yasanın 2.maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinin 3.fıkrasına eklenen düzenlemeler gözetilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Davalı B.'in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy