MAHKEMESİ : ANTALYA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/03/2009
NUMARASI : 2008/32-2009/82
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki bulunduğu 1 parsel sayılı taşınmazdaki 2197/5215 payını ‘sosyal tesis alanı’ yapılması koşuluyla davalıya 1996 yılında bağış suretiyle temlik ettiğini, bugüne kadar bağış koşulunun gerçekleşmediğini ileri sürüp tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın 1 yıllık sürede açılmadığını, dava konusu taşınmazın kayıtsız şartsız bağışının yapıldığını, bağıştan dönme koşullarının gerçekleşmediğini, taşınmazda başka paydaşlar bulunduğundan sosyal tesisin yapılamadığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmaz payının davalıya bağışının koşullu olduğu iddiasının ispat edilemediği, paylı mülkiyet üzere olan yerde sosyal tesis alanı yapılmasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 08.12.2009 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat İdris Köylü ile temyiz edilen vekili Avukat ....geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi .....'ın tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, bağıştan rücu hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere göre, davacının çekişme konusu 7273 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 2197/5215 payını 06.06.1996 tarihli akitle bağış suretiyle davalıya temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı, taşınmaz payını sosyal tesis alanı olarak kullanılması koşuluyla davalı idareye temlik ettiğini, bugüne kadar bağış koşulunun gerçekleşmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Bilindiği üzere; bağıştan dönme (rücu) bağışlayanın tek yanlı, bağışlanana varması gereken beyanıyla geriye yürürlü (makable şamil) olarak hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu bir haktır. Bağışlayan koşullu veya mükellefiyetli şekilde bağışta bulunmuşsa, bağışlanandan hukuka, ahlaka aykırı veya imkansız olmadığı sürece BK'nun 241. maddesi uyarınca koşul veya mükellefiyetin yerine getirilmesini isteyebilir. Haklı bir neden olmaksızın yerine getirilmemesi halinde de aynı yasanın 244/3 maddesine dayanarak bağıştan dönme hakkını kullanıp verdiğini geri istiyebilir. belirtmek gerekir ki; bağış sözleşmesindeki koşul veya mükellefiyetin niteliğinin, kapsamının yerine getirilme zamanının tam olarak tesbiti büyük önem taşır. Bu itibarla salt kullanılan sözlerin değil, tarafların gerçek iradelerinin ve bağışlayanın asıl amacının ortaya çıkarılması gerekir. Ayrıca amacın gerçekleşmiyeceğinin kesin biçimde anlaşılması tarihi ile bu tarihten itibaren B.K'nun 246. maddesine göre bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde bağıştan dönme (rucu) hakkının kullanılıp kullanılmadığının araştırılması da zorunludur.
Öte yandan Borçlar Kanunun borçlunun temerrüdüne ilişkin genel hükümleri; koşullu veya mükellefiyetli bağışlarda da gözden uzak tutulmamalı, 107. maddede sayılan özel haller dışında, sözleşmeden dönme hakkının kullanılabilmesi için mütemerrit duruma düşen bağışlanana işin özelliğine ve hayatın olağan akışına uygun bir süre tanınmalıdır.Somut olayda; her ne kadar kaydın davalı adına oluşmasına esas olan 06.06.1996 tarihli akitte, taşınmazdaki davacı payının davalı belediyeye kayıtsız şartsız bağışlandığı belirtilmişse de, eksiğin tamamlanması yoluyla getirtilen Muratpaşa belediyesinin 11.04.1996 tarih, 398 sayılı encümen kararında, aslında taşınmazın imar planında gösterildiği üzere ‘sosyal tesis alanı’ yapılmak koşuluyla bağışlandığı, hatta bu nedenle davacıya plaket verilmesinin de kararlaştırıldığı görülmektedir.
Bu durumda, anılan kararın tapuda yapılan akdin eki olduğu ve bağışın koşula bağlandığının kabulü gerektiği kuşkusuzdur.
Söz konusu koşulun yerine getirilmesi için davalı belediyenin aradan geçen uzun süreye rağmen hiçbir faaliyetinin olmadığı, dolayısıyla bağış koşulunun yerine getirilmediği ve getirilmesine de olanak bulunmadığı dosya kapsamı ve bizzat davalı idarenin yanıtlarından anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; iddianın sabit olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 27.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy