MAHKEMESİ : ADANA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/12/2007
NUMARASI : 2007/194-2007/496
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine, davalılara ait 86 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün Ceyhan Nehrinin yatak değiştirmesi nedeniyle nehir yatağında kaldığını, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek, tapu iptali isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, taşınmazın tarla vasfında iken, nehrin yatak değiştirmesi nedeniyle sular altında kaldığını, davacı Hazinenin kamulaştırma işlemi yapması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, subut bulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi.. .. raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çekişme konusu çaplı taşınmazın, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer haline gelen bölümünün sicil kaydının kütükten terkini isteğine ilişkin olup; Mahkemece, yapılan uygulama ve araştırma sonucunda, C. N. her hangi bir kamu tasarrufuna bağlı olmaksızın, kendiliğinden yatak değiştirmesi sebebiyle, teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 16563,86 m2lik bölümünün nehir yatağında kaldığı saptanarak, bu bölüm yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Gerçektende, TMK'nun 999. maddesinin son fıkrasında, tapuya kayıtlı bir taşınmazın, kayda tabi olmayan bir taşınmaza dönüşmesi halinde tapu sicilinden çıkartılacağı öngörülmüştür.
Hemen belirtilmelidir ki, kabul kapsamına alınan ve nehir yatağı haline dönüşen bölüm yönünden, belirli bir plan ve proje olmaksızın nehrin yatak değiştirdiği dosya kapsamıyla sabittir.
Nasıl ki, özel mülkiyeti yok edecek tarzda bir tabiat hadisesiyle nehrin yatak değiştirmesi olgusu meydana gelmiş ise; ileri ki zaman içerisinde de aynı durumun meydana gelmeyeceğini kesin olarak söyleyebilme olanağı yoktur. Değişik bir anlatımla yeni tabiat ve jeolojik hadiseler sonunda nehrin yatak değiştirmesi olası bulunduğu gözetildiğinde tapunun hukuki kıymetini yitirmeyeceği ve taşınmazın tapulu olma özelliğinin devam edeceği tartışmasızdır. Böylesi bir durum karşısında, davanın kabulü halinde Anayasanın 35., TMK'nun 683. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Eki Protokolün 1. maddesinde öngörülen mülkiyet hakkının, sicilden terkini ile ortadan kalkacağı kuşkusuzdur.
Somut olayda, kamulaştırmasız bir el atma olgusunun varlığıda söz konusu olmadığına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yargısal uygulamalarla kabul edilen ve sapma göstermeksizin istikrar kazanan içtihatlarıda gözardı edilmek suretiyle davanın reddi yerine, kabulü yönünde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalıların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy