MAHKEMESİ : PAZARCIK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/02/2010
NUMARASI : 2007/623-2010/83
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, babaları V.Ö.'in 193 ada 34 parsel sayılı taşınmazını ara malik kullanmak suretiyle davalı D. Ö.'e temlik ettiğini, V.Ö.'in ne yaptığını bilmez durumda ve akli dengesinin bozuk olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile V.Ö.adına tescilini istemişler, yargılama sırasında ıslah ile, V. Ö.'in dava devam ederken vefat etmesi nedeniyle tapu kaydının iptaliyle payları oranında adlarına tescili isteminde bulunmuşlardır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 193 ada 34 parsel sayılı taşınmazın V.Ö. adına kayıtlı iken dava dışı M.B.a 12.06.2007 tarihinde satış yoluyla temlik edildiği, bu şahsında 13.06.2007 tarihli akitle davalıya temlik ettiği, kayıt maliki V. Ö.'in yargılama devam ederken 05.01.2008 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır.
Davacılar, babaları V.'nin taşınmazı devrettiği dönemde hukuki ehliyete haiz olmadığını devrin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile V. Ö.adına tescili istemiyle eldeki davayı açmışlar, yargılama sırasında V.'nin vefat etmesi nedeniyle davalarının talep sonucunu ıslah ederek payları oranında tapu iptal ve tescil istemişlerdir.
Mahkemece, temlik tarihinde V.'nin hukuki ehliyete haiz olmadığı, devrin muvazaalı olduğu, davalı ve ara malik M.'in iyi niyetli olmadıkları gerekçesiyle dava kabul edilmişse de; hemen belirtilmelidirki Türk Medeni Kanununun 396 ve devamı maddelerinde açıklandığı gibi, hukuki ehliyetsizlik iddiasında kısıtlı kayıt maliki sağ ise, kendisine yasada öngörüldüğü biçimde vasi tayin edilmesi, vasininde vesayet makamından izin almak suretiyle (Türk Medeni Kanununun 462/8.md) kısıtlının bütün menfaatlerini korumak, hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlü olduğu açıktır.
Ne varki; davacıların dava tarihinde sağ olan babaları adına değinilen temsil yetkisi yerine getirilmeksizin dava açtıkları gözetildiğinde davacılar yönünden dava şartı olan taraf sıfatının dava tarihinde varlığından sözedilemez.
Hal böyle olunca, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceği gözetilerek davacıların dava açıldığı tarihte taraf ehliyetleri bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy