MAHKEMESİ : MENEMEN SULH HUKUK MAHKEMESİ,
TARİHİ : 23/03/2009
NUMARASI : 2007/514-2009/291
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakanları A. Ş.'in 2 parsel sayılı taşınmazdaki 12000/147864 payını oğlu olan davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, temlikin muvazaalı yapıldığının, davalı aleyhine önceden açılan şuf'a davası sonucu verilip kesinleşen mahkeme ilamıyla sabit olduğunu ileri sürerek, miras payı oranında tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Davanın görev yönünden reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece;"... Temlike konu edilen pay üzerinden, davacının miras payına tekabül eden miktarın, dava tarihine göre keşfen saptanacak değeri gözetilmek suretiyle, görev hususunun düşünülmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece, bozmaya uyulmuş olmakla yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulü ile davacının miras payı oranında tapu iptali ve tescile karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi .... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, duruşma isteği değerden reddedilip, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, miras bırakan A.Ş. H.ün 23.11.2003 tarihinde öldüğü, mirasçıları olarak, davacı kızı F. R., davalı oğlu M.R. ile dava dışı eşi Dürrüşehver, çocukları H.C. T.M.ve N.N.'ın kaldığı; miras bırakanın çekişme konusu 2 parsel sayılı taşınmazdaki 35132/ 147864 payından 12000/147864 payının, vekili olan eşi D..tarafından 11.08.2003 tarihinde davalı oğluna satış suretiyle temlik edildiği; davacının, muris A. Ş.'in 2 parsel sayılı taşınmazdaki 12000/147864 payını, davalı M.R.'ye satış suretiyle temlikinin muvazaalı yapıldığının, kendisi tarafından davalı aleyhine önceden açılan şuf'a davası sonucu verilip kesinleşen mahkeme ilamıyla sabit olduğunu ileri sürerek, miras payı oranında tapu iptal ve tescil isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Gerçektende, miras bırakan A.Ş.'in, çekişme konusu 2 parsel sayılı taşınmazda davalıya temlik ettiği 12000/147864 paya yönelik olarak taşınmazda paydaş bulunan davacı tarafından davalı aleyhine önceden açılan şufa davası sonucu, MenemenAsliye Hukuk Mahkemesinin 01.07.2005 günlü, 2003/633 esas, 2005/511 sayılı kararıyla "... A. Ş. tarafından davalı M. R.'ye yapılan pay temlikinin aslında bağış olduğu halde vergi, harç gibi çeşitli sebeplerle satış gösterilerek gerçekleştirildiği, gerçek anlamda bir satış işleminde bulunulmadığı, bu nedenle davacının şufa hakkının doğmadığı" gerekçesiyle reddedildiği, Yargıtay 6. Hukuk Dairesince onandığı ve karar düzeltme isteği reddedilmek suretiyle 29.05.2006 tarihinde kesinleştiği görülmekdedir.
Yukarıda değinildiği üzere, somut olayın bu işleyiş tarzı itibariyle, çekişmeye konu edilen pay temlikine yönelik olarak taraflar arasında görülen Menemen Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/633 esas sayılı şufa davasının yapılan yargılaması sonucunda, temliki işlemin satış biçiminde gerçekleştirilmiş olmasına karşın, temlikin gerçek satış olamayıp bağış olduğunun kabul edilerek kesinleştiği sabittir.
O halde, anılan bu olgunun eldeki davayı etkileyeceği açık olup, bu dava bakımından bağış işleminin irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Eldeki dava ile ileri sürülen iddia, miras bırakanın yaptığı pay temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğuna ilişkin olup,somut olayda taraflar arasındaki çekişmenin giderilmesi bakımından 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunup, bulunmadığı önem arzetmektedir. Öyleyse daha önce kesinleşen şufa davası ile işlemin bağış oduğu kabul edildiğine ve şufa davasının bu sebeple reddedilmiş olmasına göre, eldeki davaya konu edilen aynı paya yönelik temlik işlemini bağış olarak nitelemek zorunludur.
Bilindiği üzere, bağış işlemi geçerli bir tasarruf olup, koşulların varlığı halinde TMK.'nun 560 ila 571. maddeleri arasında düzenlenen tenkis davasına konu edilebileceği ve böylesi bir olguda 1.4.1974 tarih, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığı tartışmasızdır.
Hal böyle olunca, davada tenkis isteğinde bulunulmadığına göre, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istekli davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.