MAHKEMESİ : ANTALYA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/06/2011
NUMARASI : 2010/304-2011/191
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 8 parsel nolu bağımsız bölümüne, 28 numaralı bağımsız bölüm maliki olan davalı tarafından müdahale edilerek, salon, balkon ve mutfağının bir kısmının 28 bağımsız bölüm numaralı meskene katıldığını ileri sürerek; elatmanın önlenmesi, duvarların yıkımı ile dairenin inşaat projesine uygun hale getirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 28 ve 29 numaralı bağımsız bölümlerin önceki maliki tarafından ve inşaat aşamasındayken verdiği yazılı muvafakatı üzerine 28 nolu bağımsız bölümün 29 numaralı daireden yüzölçüm olarak daha büyük inşa edildiğini, davacının bu durumu bilerek ve görerek daha az bedel ödemek suretiyle dairesini edindiğini, 11 yılı aşkın süredir ses çıkarmayarak mevcut duruma zımnen muvafakat gösterdiğini, davanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ve davacının sebepsiz zenginleşmek istediğini, kendisinin de diğer dairelerden m2si büyük olduğu için ve daha fazla bedel ödeyerek bağımsız bölümünü satın aldığını; tadilat projesinin bulunduğunu, eski hale iadenin bina statiğine zarar vereceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, mimari projeye aykırı şekilde davacıya ait 29 nolu bağımsız bölümde olması gereken salon ve balkondan oluşan 34,45 m²'lik alanın davalıya ait 28 nolu bağımsız bölüm içerisinde kaldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi, yıkım ve projeye uygun hale getirme isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 2322 ada 8 parsel sayılı taşınmazda kat irtifakı tesis edilmiş olup, 7. kat 29 nolu mesken nitelikli bağımsız bölümün kayden davacıya ait olduğu, aynı kat 28 bağımsız bölüm nolu meskenin ise davalı adına kayıtlı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; mahkemece yapılan uygulama sonucu uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor doğrultusunda, elatmanın önlenmesi, bağımsız bölümler arasındaki duvarın yıkılması ve projeye uygun hale getirilmesine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Ancak; hükümde, bağımsız bölümlerin projeye uygun hale getirme maliyetinin 2009 yılı itibariyle KDV hariç 8.500,00.-TL olduğunun tespitine karar verilmiş ise de, bu görevin hangi tarafça yerine getirileceği ve projeye uygun hale getirme masrafının kime veya kimlere yükletileceği açıklanmamış, bu açıdan uyuşmazlık ortada bırakılmıştır.
Bilindiği gibi, 1086 sayılı HUMK.nun 381. maddesi ve bu yasayı yürürlükten kaldıran 6100 sayılı HMK.nun 297/2. maddesi gereğince; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
O halde, davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 22.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy