MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/06/2011
NUMARASI : 2003/724-2011/296
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu 691 parsel sayılı taşınmazda davalı R. U. ile pay maliki olduklarını, paylarına isabet eden kısımda 800 m²’lik kapalı alan yaptırdıklarını ancak kapalı alanın tamamının davalı R.. U..’ın yönettiği ve ortağı olduğu .. Ltd. Şti tarafından kullanıldığını, payına düşen 400 m²’lik alanın teslimi ve ecrimisil ödenmesi konusunda ihtarname keşide edilmesi üzerine davalı tarafından payının diğer davalı İ.. B..’a temlik ettiğinin öğrenildiğini, birleşen davanın davalısı hakkında açtıkları şuf’a davasının halen derdest olduğunu ileri sürerek, elatmanın önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
R.. U.., davacının payını haricen satın aldığını, borcuna karşılık nakit ödeme dışında senet ciro ettiğini, borcunu ödediği halde tapuda pay devri yapmadığını, aleyhine açtığı iptal tescil davasının redle sonuçlandığını, ödenen paranın dava tarihine uyarlanarak iadesine karar verildiğini ancak müşteri senetlerinin iadesi ve munzam zararının tazmini isteği ile açtığı davanın derdest olduğunu, fuzuli şagil olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı İ.. B.., taşınmazı harici satın almaya dayalı olarak kullandığını, paydaşlar arasında fiili taksim bulunduğunu, şuf’a davasının dinlenemeyeceğini bildirmiştir.
Mahkemece; davalıların kayden davacıya ait paya haklı ve geçerli bir neden olmaksızın müdahale ettiklerinin keşfen sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılardan R.. U.. ve İ.. B. tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava; çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacının; dava dilekçesinde taşınmazla ilgili olarak bir değer belirtmediği, yargılama sırasında gerek taşınmazın değeri gerekse ecrimisil bedeli keşfen saptandığı halde sadece ecrimisil değeri üzerinden harcın tamamlandığı ancak taşınmaz değeri üzerinde harç alınmadan yargılamanın tamamlandığı görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK'nun120. maddesi (1086 sayılı HUMK.’nun 413. maddesi) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın çekişme konusu taşınmazın ve üzerindeki muhdesatın değerinin toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur. (04.03.1953 tarih 10/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı)
Bilindiği üzere; 492 sayılı Harçlar Yasası, harcın alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış, değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır. Anılan Yasanın 30. ve 32. maddelerinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmıştır.
Hal böyle olunca; dava dilekçesinde elatmanın önlenmesi isteği bakımından çekişmeli taşınmazla ilgili olarak arzın ve üzerindeki muhdesatın keşfen değerinin saptandığı gözetilerek belirlenen değer üzerinden nispi tarifeye göre harcın tamamlatılması,ondan sonra işin esası incelenerek hükme bağlanması gerekirken, kabul edilen ecrimisil değeri üzerinden harç alınmakla yetinilmesi isabetsizdir. Davalı yan, temyiz dilekçesinde sair nedenler demek suretiyle bu hususa da değinmiştir.Davalılardan R.. U.., İ.. B..tarafından yapılan temyiz itirazları bu yönüyle yerindedir. Kabulü ile hükmün öncelikle açıklanan nedenden ötürü 6100 sayılı HMK'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy