(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada:
Davacı, kayden maliki olduğu çekişme konusu dubleks meskeni eski eşi olan davalının haksız olarak kullandığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Davalı Belediye, davaya yanıt vermemiştir.
Davanın reddine ilişkin kararın Dairece; davalının davaya konu taşınmaza müdahale ettiğinin kabulü gerektiği ve taşınmazın belirlenen değeri üzerinden harç alınması zorunluluğuna değinilerek bozulması üzerine, bozmaya uyularak tamamlanan soruşturma sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi C. Ç.'in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; kayden davacıya ait 6 numaralı bağımsız bölümün, haklı sebep olmaksızın davalı eski eş tarafından kullanıldığı saptanarak elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Bu yöne değinen davalının temyiz itirazı yerinde değildir, reddine,
Ne var ki, hak sahibinin kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir bedel niteliğinde bulunan ecrimisil, diğer bir deyişle işgal tazminatı yönünden mahkemece dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık belirlenen ecrimisil miktarına hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Oysa somut olayda; davacı ve davalının önceden evli bulundukları, 1997 yılında açılan dava sonucunda boşandıkları, 1992 yılında davacı adına kayıtlanan davaya konu taşınmazda tarafların ortak çocuğuyla birlikte davalının yaşadığı, davacının eldeki davada; taşınmazı 1997 yılından bu yana kullanan davalıya, kullanım yönünden rıza göstermediğini ileri sürmüş ise de, eldeki davanın 19.12.2005 tarihinde açıldığı dava öncesinde davalıya gönderilen ihtarnamenin ise 5.10.2005 tarihinde tebliğ edildiği bu tarih öncesinde davalı kullanımına karşı çıkıldığına ilişkin iddianın ispat edilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davalının ihtarname tebliğ tarihine kadar taşınmazı davacının izni ile kullandığı ve ihtarname tebliğ edilmekle muvafakatın geri alındığı kabul edilmelidir. Öyleyse, ihtarname tebliği öncesindeki dönemden ötürü davalının ecrimisilden sorumlu tutulmasına da olanak yoktur.
Hal böyle olunca, ihtarname tebliğ tarihi ile dava tarihi arasındaki süreç için belirlenecek ecrimisilin hüküm altına alınması fazla isteğin ise reddedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davalının, temyiz itirazları değinilen yön itibariyle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedene hasren H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene iadesine, 21.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy