MAHKEMESİ : MARDİN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/03/2011
NUMARASI : 2011/29-2011/110
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine, adına kayıtlı 9 sayılı parsele yapılanmak suretiyle davalının müdahale etiğini ileri sürerek el atmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur.
Davalı B. taşınmazı kardeşi M.kullandığını savunmuş; davaya dahil edilen M. taşınmazı 20 yılı aşkın zamandır kullandığını bildirmiştir.
Davanın dahili davalı M. yönünden kabulüne ilişkin mahkeme kararı Dairece, bir kimseye dahili dava yoluyla taraf sıfatı verilemiyeceğine ve aleyhine hüküm kurulamıyacağına değinilerek bozulmuş; mahkemece bozmaya uyularak dahili davalı M. taraf sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, Hazine ve dahili davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi .... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldüDava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, Hazinenin, 873 ada 9 parsel sayılı taşınmazına yapılanmak suretiyle müdahale edildiğinden bahisle B. Ö. aleyhine eldeki davayı açtığı, keşif sırasında taşınmazdaki ev ve avlunun dava dışı M.Ö. tarafından yapılıp kullanıldığının anlaşılması üzerine M.Ö.in davaya dahil edildiği ve yargılama sonunda davalı B.yönünden davanın husumetten reddine, dahili davalı M. yönünden davanın kabulüne ilişkin olarak verilen mahkeme kararının Dairece, “ıslah yolu ile dahi olsa hasım değiştirilmesine olanak bulunmadığı gibi bir kimseye dahili dava yoluyla davalı sıfatı verilemeyeceği” gerekçesiyle bozulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, Daire bozma ilamına uyularak; davalı B.Ö. yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, dahili davalı M. Ö. ise davada taraf sıfatı bulunmadığından hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Ne varki, 04/02/2011 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6100 S. HMK.'nun “TARAFTA İRADÎ DEĞİŞİKLİK” başlığını taşıyan 124. maddesi ile; “(1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. (2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. (3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. (4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa,
hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” ve “ZAMAN BAKIMINDAN UYGULANMA” başlığını taşıyan 448. maddesi ile de; “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.” hükümleri getirilmiştir.
Daire bozma ilamından sonra yürürlüğe giren anılan düzenlemelerin, halen sürmekte olan eldeki dava bakımından “bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına kazanılmış hak doğacağı” kuralının istisnasını oluşturacağında kuşku yoktur.
Hal böyle olunca, somut olayın 6100 S. HMK.'nun 124. maddesi çerçevesinde değerlendirilebilmesi ve sonucuna göre karar verilebilmesi için hüküm bozulmalıdır.
Tarafların, temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 S. HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla) HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy