MAHKEMESİ : ANTALYA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/12/2010
NUMARASI : 2010/160-2010/491
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, adına kayıtlı bağımsız bölümü davalının işgal ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesine ve taşınmazı edindiği tarihten itibaren ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, çekişmeli bağımsız bölümü dava dışı müteahhitten haricen satın aldığını, içerisine masraf yaptığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kayda üstünlük tanınmak suretiyle el atmanın önlenmesi isteğinin kabulüne; ecrimisil isteğinin ise, davalının iyi niyetli olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Karar, taraflarca süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kat mülkiyeti kurulu bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davaya konu 4281 ada 1 sayılı parseldeki 17 numaralı bağımsız bölümün A.K. adına kayıtlı iken 15.03.2004'te G. S.; ondan 29.08.2005'te A. D. satıldığı; davacı M.T.da bu bağımsız bölümü 06.09.2005'te A. D.'dan satın alma suretiyle edindiği anlaşılmaktadır.
Davacı M. T., davalıya 11.12.2009 tarihli ihtarname göndermiş; 08.04.2010 tarihinde de el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğiyle eldeki davayı açmıştır.
Davalı, çekişmeli daireyi yüklenici A. K. haricen satın alındığını savunmuştur.
Mahkemece, kayda üstünlük tanınarak elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne karar verilmiş; ecrimisil isteği ise, davalının yüklenici ile yapmış olduğu harici sözleşmeye göre taşınmazda oturduğu, kötü niyetli olduğunun söylenemeyeceği gerekçesiyle reddedilmiştir.
Gerçekten de, davacının mülkiyet hakkı karşısında davalının kullanımını haklı ve geçerli kılacak bir hakkı mevcut olmadığına göre, kayda üstünlük tanınarak elatmanın önlenmesine karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur.
Ne varki, davalının çekişmeli taşınmazı karardan sonra 03.02.2011 tarihinde davacıdan satın aldığı temyiz dilekçesine eklediği belge fotokopisi ile sabittir. Bu durumun kayden doğrulanması halinde el atma bakımından davanın konusuz kalacağı açıktır.
Öte yandan, davalının dava dışı yüklenici ile yaptığı harici sözleşmenin davacı yönünden hukuken bir bağlayıcılığı bulunmadığı; başka bir ifadeyle, bu sözleşmenin davalının davacı önünde iyiniyetli kullanıcı sayılmasına yeterli olamayacağı, sadece kendisine yükleniciye karşı ileri sürebileceği bir kişisel hak sağlayacağı da kuşkusuzdur.
Ancak, davacının çekişmeli bağımsız bölümü edindiği tarihten itibaren ihtarname gönderene kadar uzunca bir süre davalının kullanımına ses çıkarmadığı düşünüldüğünde, bu kullanıma muvafakat gösterdiğinin ve muvafakatini ihtarname ile sona erdirdiğinin kabulü gerekeceği de gözden uzak tutulmamalıdır.
Hal böyle olunca, öncelikle el atmanın önlenmesi hakkındaki istek bakımından, davalının karardan sonra çekişmeli taşınmazı satın alıp almadığının Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilecek kayıtla denetlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi; ecrimisil isteğinin ise ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren dava tarihine kadar ki dönem için kabul edilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
Tarafların, temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla) HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.