(4721 S. K. m. 683, 995) (1086 S. K. m. 186) (6100 S. K. m. 125)
Dava: Taraflar arasında görülen davada:
Davacı, Kayseri İli Kocasinan İlçesi Kavakyazısı mevkiinde yer alan 853 ada 2532 parsel sayılı taşınmazdaki 17 numaralı bağımsız bölümün 7.9.2001 tarihinden itibaren haklı bir sebep olmaksızın davalılar tarafından kullanıldığını ihtarlara rağmen işgalin devam ettiğini ileri sürüp, elatmanın önlenmesiyle şimdilik 8.000.-TL ecrimisilin 4.11.2008 tarihinden işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar, taşınmazın birkaç kez el değiştirdiğini, şirketin ortaklarıyla davalıların murisi M. D.'nın iş ortaklıklarının bulunduğunu, ortaklık tasfiye edilirken taşınmazın sözlü sözleşmeyle davalılara bırakıldığını bildirip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar: Davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Fatih Demirer'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Dava, çaplı taşınmaza eletmenin önlenmesi ve ecrimisil istemine dair olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Çekişme konusu 17 numaralı bağımsız bölümün davanın açılmasından sonra E. Y. isimli kişiye satıldığı ve mülkiyetin devredildiği kaiden sabittir.
Bilindiği üzere: 1086 Sayılı H.U.M.K.'nu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Yasayla iptal edilmiş, 1086 Sayılı Kanunun bazı hükümlerinin uygulanmasına devam edileceği istisnai olarak kabul edilmiştir. Öte yandan, meydana gelen ve tamamlanan her hadise meydana geldiği tarihteki yasal düzenlemelere tabidir. O halde, dava sırasında davaya konu taşınmazın temlikine 1086 Sayılı Yasaya göre mani bir halin bulunmadığı sabittir. Nitekim, 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 186. maddesi davanın açılmasından sonra dava konusunun gerek davacı gerek davalı tarafından bir üçüncü kişiye devir ve temlik edilmesi halinde yapılacak usulü işlemini düzenlemiştir. Olayda, dava konusunun davacı tarafından temliki söz konusudur. Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının anılan maddesi iddia ve savunmanın genişletilmeyeceği ve değiştirilmeyeceği kuralının bir istisnasıdır, Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre davacının dava konusunu temliki halinde devralan kişi davalının onayına gerek olmaksızın davacının yerine geçip onun hak ve yetkilerini kullanabilir. Nitekim, 6100 Sayılı H.M.K.nun 125 inci maddesi hükmü de aynı hususu öngörmektedir. (HGK 22.2.1961 tarih 5/20, HGK 29.1.1964 tarih 1/26) Öte yandan, mahkemece dava konusunun temliki halinde bunu kendiliğinden (re'sen) gözetmek ve işlem yapmak durumundadır.
Öte yandan, davacı İ... İnş.San. Tic.A.Ş. taşınmazı 2001 tarihinde kaiden edinmiş 2009 tarihine kadar davalıların taşınmazı kullanmalarına ses çıkarmamıştır. Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil, malikin kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir bedeldir. Davacı taraf, davalı tarafın tasarrufun uzunca bir süre ihtar, ikaz gibi uyarıda bulunarak karşı çıkmadığına göre davalı tarafın taşınmazı davacı şirketin muvafakatiyle kullandığı şeklinde kabul ve değerlendirmeli ve dava açmakla muvafakatin geri alındığı düşünülerek ecrimisil isteğinin reddine karar verilmelidir. Esasen, mahkemece de bu şekilde karar kurulmuştur. Buna göre, ecrimisil isteğinin reddi doğrudur. Ne var ki, taşınmazı kaiden edinen E. Y.'ın eletmenin önlenmesi isteğinin incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: E. Y.'ın temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene iadesine, 27.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy