(1086 S. K. m. 186) (6100 S. K. m. 125, Geç. m. 3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 4 sayılı parseldeki 16 numaralı bağımsız bölümü satması için davalı Z.'yi vekil tayin ettiğini bilahare azlettiğini, azilden sonra vekilin taşınmazı diğer davalıya satış suretiyle temlik ettiğini ileri sürüp, iptal, tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, ancak ilk karardan sonra taşınmaz, üçüncü kişiye davacı tarafından satıldığından iptal-tescil davasının konusu kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karar, davalı İ. T. tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi K. B.'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalılardan Z. B.'yla maliki olduğu 4 Sayılı parseldeki 16 numaralı bağımsız bölümün 85.000 liraya satışı ve bedelin 50.000 lirasının nakit kalan 35.000 lirasının da banka kredi borcunun Z. tarafından ödenmesi konusunda anlaştıklarını, alıcı Z.'nin bağımsız bölümü diğer davalı İ.'a aynı koşullarda sattığını, tapuda ferağ verilebilmesi için vekil tayin edilmesi gerektiğini bildirmesi üzerine davalı Z.'yi vekil tayin ettiğini, ancak bedelin ödenmemesi üzerine Z.'yi vekillikten azlettiğini, azilden sonra taşınmazın vekil Z. tarafından diğer davalı İ.'a temlik edildiğini bildirip, tapunun iptaliyle taşınmazın adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, ancak ilk karardan sonra taşınmazı davacı tarafından üçüncü kişiye satıldığından, tapu iptal-tescil davasının konusu kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
Toplanan delillerden ve tüm dosya içeriğinden, çekişme konusu taşınmaz davacıya aitken, davacının davaya konu taşınmazı satması için davalı Z.'yi 8.6.2007 tarihinde vekil tayin ettiği, 27.6.2007 tarihinde de vekillikten azlettiği, azilnamenin Tapu Sicil Müdürlüğü'nün aziller defterine 27.6.2007 tarihinde işlendiği, daha sonra taşınmazın vekil Z. tarafından 13.7.2007 tarihinde diğer davalı İ.'a satış suretiyle temlik edildiği, davacının 2.5.2008 tarihinde eldeki davayı açtığı ve mahkemece 10.11.2008 tarihinde davanın kabulüne karar verildiği, temyiz edilmemesi üzerine 10.2.2009 tarihinde kesinleşme şerhi verildiği davacının ilamı infaz ettirerek taşınmazı adına tescil ettirdikten sonra 2.10.2009 tarihinde A. K. isimli kişiye satış suretiyle aktardığı, bu tarihten sonra kararın temyize üzerine Dairece, davalı İ.'a yapılan tebligatların usulsüz olduğu, savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle bozulduğu anlaşılmaktadır. Usulsüz tebligat sonucu kararın kesinleştirilmesinden sonra davacı D. adına yapılan tescilin yolsuz olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, dava açıldıktan sonrada sınırlayıcı bir sebep bulunmadığı takdirde davaya konu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur. Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında davaya konu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş 1086 Sayılı H.U.M.K.nun 186. ve 6100 Sayılı Kanunun 125 inci maddesinde dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usulü işlemler düzenlenmiştir. 186 nci madde hükmüne göre iki taraftan biri dava konusunu (müddeabihi) bir başkasına temlik ettiği takdirde diğer taraf seçim hakkını kullanmakta dilerse temlik edenle olan davasını takipten vazgeçerek davayı devralan kişiye yöneltmekte, dilerse davasına temlik eden kişi hakkında tazminat davası olarak devam edebilmektedir.
Ancak; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Yasasının 125 inci maddesi 1086 Sayılı Kanunun 186 nci maddesinden farklı olarak dava konusunun davacı tarafından üçüncü kişiye devredilmesi halinde devralan kişinin hukuk gereği davacı sıfatı ve buna bağlı olarak dava takip yetkisi kazanacağı ve davanın yeni davacıyla süreceği esasını getirmiştir.
Bu usul kuralının kendiliğinden (re'sen) gözetilmesi gerektiği de açıktır.
Hal böyle olunca, somut olayın özelliğine göre taşınmaz sicil kaydı kendisine devredilen Ayşe'ye tebligat yapılarak onun huzuruyla davanın görülmesi ondan sonra iddia ve savunma doğrultusunda delillerinin toplanarak bir hüküm kurulması için karar bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı İ.'ın temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 Sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesine göre) açıklanan sebepten ötürü H.U.M.K.nin 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene iadesine, 31.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy