MAHKEMESİ : BOLU 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/11/2011
NUMARASI : 2011/221-2011/553
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, ortak miras bırakan babası A.. T..'ün .. parsel sayılı taşınmazdaki ½ payını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak davalı oğluna satış suretiyle devrettiğini ileri sürerek, tapu iptal isteminde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece; “.....somut olayda davacı tapunun iptalini istediği halde tescil istememiştir. Hal böyle olunca davacı tarafa tescil davası açması için olanak tanınması ve açıldığı takdirde eldeki davayla birleştirilmek suretiyle işin esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, tapu iptal, tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece davada tescil isteğinin bulunmadığı ve davacı tarafa tescil davası açması için olanak tanınması gerektiği belirtilerek bozulmuş ve bozmaya uyulduktan sonra taşınmazın el değiştirdiği gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 980 parsel sayılı taşınmazdaki davalı adına kayıtlı ½ payın yargılama sırasında 19.09.2011 tarihinde dava dışı C.. K..'a satış suretiyle devredildiği kayden sabittir.
Bilindiği üzere,dava açıldıktan sonrada sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği,hak sahibi veya malik olmanında doğal bir sonucudur. Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş 1086 sayılı HUMK.nun l86.maddesinde dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usulü işlemler düzenlenmiştir. Söz konusu madde hükmüne göre iki taraftan biri dava konusunu (müddeabihi) bir başkasına temlik ettiği takdirde diğer taraf seçim hakkını kullanmakta dilerse temlik eden ile olan davasını takipten vazgeçerek davayı devralan kişiye yöneltmekte, dilerse davasına temlik eden kişi hakkında tazminat davası olarak devam edebilmektedir. Ne varki; 01.11.2011 tarihinde yürülüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 125. maddesi hükmü; “(1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:
a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.
(2)Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder” şeklinde düzenlemeler getirmiştir.
Hal böyle olunca, (1086 sayılı HMUK'nun 186) 6100 sayılı HMK'nun 125/1 maddesi gereğince öngörülen usuli işlemlerin yerine getirilmesi, ondan sonra işin esası bakımından bir karar verilmesi gerekirken değinilen husus gözardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir. Davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy