MAHKEMESİ: ANKARA 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/10/2011
NUMARASI : 2010/329-2011/389
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacılar, kayden malik oldukları çekişme konusu .. ada ..parsel sayılı taşınmazdaki 12 nolu bağımsız bölümü davalının haklı ve geçerli bir nedeni olmaksızın kullandığını, tüm itirazlarına rağmen de kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı vasisi, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin asıl davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına, birleşen ecrimisil davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi; birleşen dava ecrimisil isteğine ilişkin olup, Mahkemece, elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin asıl davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına, birleşen ecrimisil davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, yapılan araştırma, inceleme ve özellikle uygulama neticesinde, davacıların kayıt maliki olduğu çekişmeli bağımsız bölümü, davalının mülkiyetten ya da sözleşmeden kaynaklanan bir hakka dayanmaksızın kullandığı, ancak, yargılama aşamasında boşaltığı belirlenmek suretiyle asıl davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı vasisinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Birleşen ecrimisil davası yönünden davalı vasisinin temyizine gelince, çekişme konusu 3 parsel sayılı taşınmazdaki 12 nolu bağımsız bölümün davalı A... tarafından 08.02.2010 tarihinde satış yoluyla davacılara temlik edildiği, davalı vasisinin, davalının eşi olduğunu, taşınmazın satışı sırasında yeni bir ev alıncaya kadar taşınmazda oturmalarına davacıların razı olduklarını, davalı Agah'ın vesayet altına alınması sebebiyle, satış bedelini bankadan çekemedikleri için yeni bir ev alamadıklarını, bu nedenle vesayet makamından izin alındığını belirterek, davanın reddini savunduğu görülmektedir.
O halde, davacıların, gönderdikleri ihtarnamenin tebliğ edildiği 5.5.2010 tarihinden itibaren 10 gün sonra taşınmazı boşaltması davalıya ihtar edildiğine göre, ihtarın tebliğine kadar davalının taşınmazdaki kullanımının muvafakata dayandığı ve ihtarın tebliği ile muvafakatın geri alındığı kabul edilmek suretiyle ecrimisilin tahakkuk edeceği dönemin 15.5.2010 tarihi ile birleşen davanın açıldığı 30.12.2010 tarihleri arasındaki dönem olduğu gözetilerek, buna göre belirlenecek ecrimisilin hüküm altına alınması gerekmektedir.
Hal böyle olunca, dosyanın bilirkişiye tevdii ile ek rapor alınarak yukarıda sözü edilen dönemi kapsayacak şekilde belirlenecek olan ecrimisil hüküm altına alınması gerekirken bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.
Davalı vasisinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedene hasren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy