MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/12/2011
NUMARASI : 2010/257-2011/417
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekillerince yasal süre içerisinde duruşmalı temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 13.11.2012 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı G... S... Vekili Avukat K... S..., davalılar Y... Ayakkabı ve Aksesuar Tic.Ltd.Şti. vekili Avukat E... Y... geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilenler vekili Avukat gelmedi yokluğunda, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (HUMK) 388., 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 298. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 1086 sayılı HUMK'nun 389., yine 6100 sayılı HMK.'nun 298. maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne varki, uygulamada 1086 sayılı HUMY'nun 381.maddesinin son fıkrası ve 6100 sayılı HMK.'nun 294.maddesinin 4.fıkrasının verdiği imkandan yararlanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağı geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılabilmektedir.
İşte bu gibi hallerde, daha sonra yazılan gerekçeli kararın, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkca gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın l4l. maddesi ile HUMK.'nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Somut olayda; kısa kararda, '' 333 ada 3 no'lu parsele davalılarca yapılan elatmanın önlenmesine'', gerekçeli kararda, '' 333 ada 3 no'lu parsele davalı Y.... Ayakkabı Ltd. Şt. tarafından yapılan elatmanın önlenmesine'' karar verilmek suretiyle, değinilen ilke ve yasa hükümleri gözardı edilerek, kısa karara çelişkili olarak gerekçeli karar yazılması doğru değildir.
Kabule göre de; davalı şirket keşiften sonra diğer davalı G... ile aralarındaki kira akdini feshederek ibralaşmak suretiyle elatma olgusuna son verdiğini belirttiği halde mahkemece bu hususun gözardı edilmiş olması doğru değildir.
Bilindiği üzere; böylesi bir durumda verilecek karar elatmanın önlenmesi isteği bakımından davanın kabulü olmayıp konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığı şeklinde olacaktır. Bunun ise, yargılama giderleri ve 1957 tarih, 4/16 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca bu giderlerden sayılan avukatlık ücretine etki edeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, bu konudaki 10.4.1992 gün, 1992/7 Esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı da gözetilerek bir karar verilmek üzere hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.12.2011 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edenler vekilleri için 900.00.'er-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenlerden alınmasına, 13.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy