MAHKEMESİ : MUDANYA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/04/2012
NUMARASI : 2012/52-2012/116
Yanlar arasında görülen tapu iptal ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı vekili 15.06.2007 tarihli dilekçesi ile ; 4 parsel sayılı taşınmazın evveliyatta devletin hüküm ve tasarrufu altında yerlerden olup, 3367 sayılı Yasa kapsamında H... Köy Tüzel kişiliği adına tescil edildiğini, bilahare aynı yasa ile değişik 442 sayılı Köy Kanununun 13 maddesine göre davalıya satılıp adına tescil edildiğini, ancak 3367 sayılı Yasa ve Köy Yerleşim Alanı Uygulama Yönetmeliği gereğince temlikten itibaren 5 yıl içinde taşınmaz üzerine bina yapılması gerektiği halde davalının bu yükümlülüğünü yerine getirilmediğini, H... Köyünün de mahalle olarak davacı Belediye'ye bağlandığı ileri sürerek, tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Dairece “... hükümden sonra 25 Şubat 2011 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6111 Sayılı Yasa'nın 187. maddesi ile 442 Sayılı Köy Kanununa “ 31.12.2009 tarihinden önce belediye haline dönüşmek veya başka bir belediyenin sınırlarına dahil olmak suretiyle tüzel kişiliğini kaybeden köylerde, kendilerine bu kanunun ek 13. maddesine göre taşınmaz satışı yapılan hak sahipleri hakkında satış bedelinin ödenmesi kaydıyla ek 13. maddede öngörülen diğer şartlar uygulanmaz. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle henüz kesinleşmemiş davalarda da bu madde hükümleri uygulanır ” şeklinde geçici 1. madde eklenmiştir.... “ denilerek belirtilen yasal düzenleme çerçevesinde işin esasının değerlendirilmesi gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. Mahkemece , bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, bu hüküm davacı vekili tarafından yargılama giderlerine hasren temyiz edilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü ya da yeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybederse, davada haksız çıkmış olmasına rağmen, yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaz.
Anılan bu kural yasal ve yargısal uygulamada kararlılık kazanmıştır. (Baki Kuru, Hukuk Usulü Mahakemeleri 5. Cilt, sayfa 5338, dipnot 159; 10. H.D. 21.12.1976, 8770/8739 ve dipnot 160: 5. HD 12.09.1977, 5445/5655 dipnot 161: 10. HD 24.02.1976, 6296/1297) Ayrıca, her dava açıldığı tarihteki koşullara bağlıdır. Öte yandan avukatlık ücreti 04.09.1957 tarih ve 4/16 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca yargılama giderlerinden sayılır. Davacı Hazine, temyiz dilekçesinde sair nedenlerden söz etmek suretiyle bu hususa değinmiştir.
Hal böyle olunca, somut olayda davalının yasada öngörülen süre içinde binasını yapmadığı, dolayısıyla davacının dava tarihi itibariyle davasında haklı olduğu, ancak yargılama sırasında yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa uyarınca davası reddedildiğine göre davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetli değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi aracılığıyla) HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy