MAHKEMESİ : KUŞADASI 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/09/2011
NUMARASI : 2011/236-2011/367
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı vekili, ..ada .. parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi kapsamında kalması nedeniyle tapu kaydının iptali ile terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, zaman aşımının geçtiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece, davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğine değinilerek bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, 3621 sayılı Yasa'dan kaynaklanan tapu iptali isteğine ilişkindir.
Mahkemece, 14/03/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasa hükümleri uyarınca davanın hak düşürücü süre yönünden reddine ve 6099 sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasa'nın 36/A maddesi uyarınca yargılama giderlerine karar verilmiştir.
Gerçekten de, 5841 sayılı Yasa'nın yürürlüğü döneminde karara bağlanan davada hak düşürücü sürenin değerlendirilmiş olması doğrudur. Ne varki, anılan Yasa Anayasa Mahkemesi'nin 12.05.2011 tarih 2009/31 E. 2011/77 K. sayılı kararı ile iptal edilmiş ve kararın resmi gazetede yayımlanmasıyla iptal hükmü yürürlüğe girmiştir.
Öyle ise, kesin hüküm halini almamış ve kazanılmış hakkın istisnasını teşkil eden bu durum karşısında, 5841 sayılı Yasa hükümleri uyarınca davanın reddine ilişkin mahkeme kararının, verildiği tarih itibarıyla doğru olduğu düşünülse ve ayrıca Anayasa'nın 153. maddesine göre iptal kararı geriye yürümese de, 10.3.1969 gün ve 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçe bölümünde belirtildiği üzere, iptalin kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkları etkilemeyeceği, ancak henüz devam eden uyuşmazlıkların iptal kapsamında bulunacağı açıktır.
O halde, Anayasa Mahkemesi’nin anılan iptal kararından sonra davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin verilen kararın doğruluğundan söz edilemez. Zira, kamu düzeniyle ilgili bütün haller istisnanın kapsamına girer.
Hal böyle olunca; işin esası hakkında 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmak ve yargılama masrafları yönünden de 6099 sayılı Yasa hükümleri gözetilmek suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması için karar bozulmalıdır.
Hazinenin temyiz itirazı açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 12.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy