MAHKEMESİ : KADIKÖY 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/12/2011
NUMARASI : 2011/393-2011/661
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava; elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece; davacıların mirasbırakanı adına kayıtlı olan çekişme konusu taşınmaza davalıların haklı ve geçerli bir neden olmaksızın yapılaşmak suretiyle müdahale ettiklerinin keşfen sabit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 04/03/2005 tarihli imar uygulaması sonucu oluşan dava konusu 1130 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın satış suretiyle davacıların miras bırakanı H. İ. adına 25/10/2005 tarihinde tescil edildiği, aynı imar uygulaması ile oluşan 1130 ada, 6 parsel sayılı taşınmazın satış yoluyla davalılar G. S. ile A.D. adına kayıtlandığı, davacının elatmanın önlenmesi ve yıkım isteği ile açtığı davada davalı yanın tecavüzlü durumun imar uygulaması sonucu oluştuğu savunmasında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın temyizi üzerine hükmüne uyulan bozma ilamında Dairece; "....krokide (B) ile gösterilen imar uygulamasından sonra yapıldığı anlaşılan bölümün yıkımı suretiyle elatmanın önlenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Ancak imar uygulamasından önce yapıldığı ve uygulama sonucunda taşkın duruma geldiği anlaşılan (A) ve (C) harfleri ile işaretlenen muhdesatın, 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca kaim bedelinin ve binanın kalan kısmında bir değer azalması sözkonusu ise buna ilişkin bedelin yok eğer kalan bölüm de yıkılacak ise tüm muhdesat bedelinin imar parsel maliki tarafından mahkeme veznesine depo edilmesi konusunda önel verilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bilirkişi raporunda "yıkım bedeli olarak" belirlenen değerin esas alınmasının doğru olmadığı" gereğine değinilerek bozulmuştur.
Ancak; mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde hükmüne uyulan bozma ilamında yapılması gereken iş ve işlemlerin gerekleri yerine getirilmeden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü meydana gelir. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu durum, mahkemeye hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında ki esaslar çerçevesinde işlem yapma zorunluluğu getirir. ( 09.05.1960 T, 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, HGK 29.05.2002 T, 7- 444/463 E.K sayılı kararı).
Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 gün ve13/5 sayılı ve 09.05.1960 T, 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararlarında; usuli kazanılmış hak, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri yararına, diğerinin ise aleyhine doğmuş ve mahkemece uyulması zorunlu bir hak olarak tanımlanmıştır.
Bozma kararına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşur ve bozma kararında belirtildiği şekilde işlem yapılması bu sebeple zorunludur.
Ne var ki, mahkemece bu zorunluluk gözardı edilerek bozmaya uyulmakla birlikte, bozma kararında "imar uygulamasından önce yapıldığı ve uygulama sonucunda taşkın duruma geldiği anlaşılan (A) ve (C) harfleri ile işaretlenen muhdesatın kaim bedelinin ve binanın kalan kısmında bir değer azalması sözkonusu ise buna ilişkin bedelin yok eğer kalan bölüm de yıkılacak ise tüm muhdesat bedelinin imar parsel maliki tarafından mahkeme veznesine depo edilmesi konusunda önel verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece bozmadan sonra dosya üzerinden alınan 14/11/2011 tarihli ek bilirkişi raporunda "imar uygulaması öncesinde yapıldığı anlaşılan hükme esas alınan 02/06/2008 tarihli krokili raporda (A) ve (C) harfleri ile gösterilen tecavüzlü kısımların yıkımı halinde yıkım sonrası kalan bölümde meydana gelen değer azalması miktarı ile yetinilerek belirlenen 6.519.60 TL üzerinden kabul kararı verilmiştir.
Hal böyle olunca, Dairenin bir önceki bozma kararında değinilen ilkeler çerçevesinde hükme esas olacak ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde araştırma, inceleme ve uygulama yapılması, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy