(1136 S. K. m. 14) (4721 S. K. m. 1023)
Dava: Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan tapu iptali-tescil davasının yapılan yargılamasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın davalı M. vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 08.05.2012 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı M. Ö. vekili Avukat L. A. geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz eden davalı asil ve temyiz edilenler vekili Avukat gelmedi, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi S. T. tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme neticesinde; miras bırakanın, davalı oğlu Aliye çekişmeli taşınmazlar bakımından yapmış olduğu temliklerin diğer mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu belirlenerek ve son kayıt maliki ikinci el durumunda bulunan diğer davalı M.un ise, A.nin oğlu olup, Türk Medeni Kanununun 1024. maddesi hükmü uyarınca muvazaalı işlemi bilen ve bilmesi gereken konumunda bulunduğu, bu nedenle TMK.nun 1023. maddesinden yararlanamayacağı gözetilerek davanın kabul edilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Ancak, dava konusu taşınmazlardan 2738 parsel sayılı taşınmazın yargılama sırasında kısmen kamulaştırılması sonucu ifraz edildiği ve kamulaştırmadan sonra kalan kısmın 3755 sayılı parsel olarak davalı M. adına tescil edildiği görülmektedir. O halde, doğru sicil oluşturma ilkesi gözetilerek, üzerinde işlem yapma kabiliyeti bulunmayan 2738 sayılı parsel hakkında infazı mümkün olmayacak şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Öte yandan kabule göre de; dava değerinin, çekişmeli taşınmazların dava tarihi itibariyle keşfen saptanan değerleri üzerinden davacıların miras paylarına isabet eden miktar olduğu ve yargılama sırasında belirlenen bu değer itibariyle noksan harcın tamamlanmadığı gözetilerek, anılan değer itibariyle nispi harca hükmedilmesi ve davacı taraf yarına dava dilekçesindeki değere göre karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücreti takdir ve tayini gerekirken, fazla harç ve ücreti vekalete hükmedilmiş olması da isabetsizdir.
Sonuç: Davalı M. vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince bozulmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.12.2011 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 900.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 08.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy