MAHKEMESİ : SUŞEHRİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/05/2011
NUMARASI : 2005/93-2011/127
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı A.Y.vasisi, kısıtlı olan ve hukuki ehliyeti bulunmayan babası A.’in maliki olduğu 725 (ifraz ile 2826) parsel sayılı taşınmazının dava dışı N.K.tarafından tehdit yoluyla temellük edildiğini, N’nin de taşınmazı 04.03.2005 tarihinde yakını olan davalıya satış suretiyle devrettiğini ileri sürerek, tapu iptali ve A.Y.adına tescil istemiş; yargılama sırasında A.’in ölümü üzerine tereke temsilcisi olarak atanan A.D. ise, davaya muvafakat ettiğini beyan etmiştir.
Davalı, çekişmeli taşınmazı tapu kaydına güvenerek, iyiniyetle ve bedelini ödemek suretiyle satın aldığını ve o tarihten beri kullandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, A. Y.ın çekişmeli taşınmazın temlik edildiği 21.06.2000 tarihinde hukuki ehliyetinin bulunmadığının Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 4. İhtisas Kurulu raporuyla saptandığı ve böylece ilk el olan N’e yapılan temlikin geçersiz olduğu, ancak davalının ikinci el olup, kötüniyetli olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı S.B.Y. tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 24.04.2012 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı asil S.B.Y. ile temyiz edilen vekili Avukat Y.Ö.geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen Tereke temsilcisi A.D. gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen asilin ve vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, ehliyetsizlik ve ikrah hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davanın davacıA. Y.a vesayeten kızı B. S. Y. tarafından açıldığı, yargılama sırasında davacının ölümü üzerine tereke temsilcisi olarak A. D.un atandığı ve adı geçen tereke temsilcisinin 18.01.2011, 15.03.2011 tarihli oturumlara katılarak açılan davaya muvafakatının olduğunu beyan ettiği, sonraki oturumlara ise katılmadığı ve davanın mirasçı B. S. tarafından takip edildiği, hükmün de anılan mirasçı tarafından temyiz edildiği görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki, temyiz edenin mirasçı sıfatıyla kararı temyiz etmekte hukuki yararının varlığı sabittir.
Öte yandan, tereke adına (Türk Medeni Kanununun 640. maddesi uyarınca) temsilci atanması durumunda, davanın tereke temsilcisinin veya bu sıfatla vekil kıldığı avukatın huzuru ile sürdürülmesi gerektiği tartışmasızdır. Tereke temsilcisinin atanması ile mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkisi ortadan kalkmaktadır. Bu tür davaların tereke temsilcisi tarafından takip ve sonuçlandırılması asıldır. Sıfatı kalmayan tereke iştirakçisi B.S.’ın davayı takip etmiş olması da sonuca etkili değildir.
Bilindiği üzere, yargılama sürecinde yürürlükte bulunan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409. maddesi “Oturuma çağırılmış olan tarafların hiçbiri gelmediği veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir…Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurması üzerine yenilenebilir…İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar açılmamış sayılır ve mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır…” şeklinde; 12.01.2011 tarihinde kabul edilen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 150. maddesi de “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Usulüne uygun şekilde davet edilmiş taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez…Dosyası, işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir…işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır…” biçiminde düzenlemeler getirmişlerdir.
O halde, mahkemece anılan yasal düzenlemeler doğrultusunda işlem yapılması gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Mirasçı B.S.ın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 Sayılı HMK.nun geçici 3. maddesi yollamasıyla) 1086 Sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.