MAHKEMESİ : MARMARAEREĞLİSİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/04/2011
NUMARASI : 2009/35-2011/92
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden paydaşı olduğu 4079, 4081 ve 4083 parsel sayılı taşınmazlar da yer alan binalara davalının haksız yere kullanmak suretiyle müdahale ettiğini, noter kanalı ile ihtarname gönderdiği halde sonuç alamadığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi, tahliye ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, çekişme konusu 150 m² yeri 1989 yılında haricen A. E.dan satın alarak üzerine evini yaptırdığını, bu şahıs öldükten sonra mirasçılarının tapusunu vermeyerek paylarını davacıya sattıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının paydaşı olduğu 4081 parsel sayılı taşınmaza davalının haklı ve geçerli bir nedeni olmadan elattığı gerekçesi davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, tahliye ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava dilekçesinde dava değerinin ecrimisil miktarı üzerinden gösterildiği ve bu değer üzerinden harç yatırıldığı, el atmanın önlenmesi isteği bakımından bir değer gösterilmediği gibi, yargılama sırasında da bu yönden harç alınmaksızın neticeye gidildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 492 Sayılı Harçlar Yasasının 16. maddesinde, elatmanın önlenmesi davalarında elatmanın önlenmesiyle birlikte ecrimisil istendiği takdirde, dava değerinin her iki isteğin toplamından ibaret olacağı hükmü öngörülmüştür.
Hemen belirtilmelidir ki, el atmanın önlenmesi isteğinin taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür bir davada, HUMK.’ nun 413 ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 26, 27, 28, 30 ve 32 maddelerinin öngördüğü işlemin yerine getirilmesi ve gerekli olan harcın alınması zarureti vardır.
Harçlar Kanunu harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır.492 Sayılı Kanunun 32.maddesinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmış 30.madde hükmünde de “…muhakeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o celse için muhakemeye devam olunur; takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. HUMK’ un 409. maddesinde (6100 sayılı HMK'nın 150. maddesi) gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Oysa, mahkemece değinilen ilkeler ve düzenlemeler gözetilmeksizin ayrıca öngörülen usulü işlemler gerçekleştirilmeksizin sonuca gidilmiştir.
Hal böyle olunca; öncelikle davada diğer istekle birlikte ileri sürülen el atmanın önlenmesi isteği bakımından, davacı tarafından bir değer belirtilmediği gözetilmek suretiyle, davacıya çekişme konusu taşınmazların dava değerinin sorularak açıklattırılması, değere itiraz edilmesi halinde, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, keşfen değerlerinin saptanması, belirlenecek değer üzerinden peşin harcın tamamlattırılması, bu koşul yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle, hükmün 12.01.2011 tarihinde kabul edilen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 5.4.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy