MAHKEMESİ : MUŞ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/09/2011
NUMARASI : 2009/226-2011/851
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, Karayolları Genel Müdürlüğünce açılan elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 27 parsel sayılı taşınmazın dava dışı Ö.. S.. E.. adına kayıtlı olduğu, bilirkişi raporu ve ekli krokiden dava dışı taşınmaz malikine ait binanın bir bölümünün kamulaştırma sonucu karayolu olarak belirlenen alan içinde kaldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 2942 sayılı Kamulaştırma Yasanın 25. maddesi hükmü uyarınca, kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması ile mülkiyetin kamulaştıran idareye geçeceği öngörülmüş iken, anılan maddeyi değiştiren ve 24.04.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4650 sayılı yasanın 14. maddesi ile mülkiyetin kamulaştıran idareye intikali tescil koşuluna bağlanmıştır.
Öte yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Yasasının 705. maddesinde, kamulaştırma işlemi ile ilgili mülkiyetin tescilden önce kazanılacağını bildirmekle beraber, tasarruf işlemlerinin yapılabilmesini mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlamıştır. Türk Medeni Yasasının 999. maddesi de “özel mülkiyete tabi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılan (somut olayda, Muş-Bitlis karayolu) taşınmazlar, bunlara ilişkin tescili gerekli bir ayni hakkın kurulması söz konusu olmadıkça kütüğe kaydolunmaz. Tapuya kayıtlı bir taşınmaz, kayda tabi olmayan bir taşınmaza dönüşürse, tapu sicilinden çıkarılır” hükmüne amirdir.
Eldeki davada, söz konusu yerle ilgili sicil halen dava dışı malik adına kayıtlı olup, bu kayıt yolsuz dahi olsa, hukuksal varlığını henüz korumaktadır ve iptale kadar geçerli sayılır.
Yargıtay HGK.'nun 2005/8-22 esas, 2005/64 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, dava açmak da tasarrufi bir işlem kabul edildiğine göre, uyuşmazlığın sağlıklı bir sonuca ulaştırılabilmesi ve davanın görülebilir bir nitelik kazanması bakımından anılan kaydın yolsuz olup olmadığının, bu anlamda kamulaştırma işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığının açıklığa kavuşturulması, bunun sonucu olarak idareye söz konusu kaydın kütükten terkini imkanının tanınması, diğer bir deyişle bu konuda dava açması için önel verilmesi, açıldığı taktirde mahkemece terkin isteğinin kabulü ya da reddi yönünde verilecek karar doğrultusunda eldeki davanın hükme bağlanması gerekeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan şekilde bir araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın 27 parselin mülkiyet alanında kalan bölüm nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi, Karayolları Genel Müdürlüğünce dava dilekçesinde dava konusu olarak gösterilen 47 ada 10 parsel sayılı taşınmazın yol ağı dışında kaldığının bildirilmesine, mahkemece tapu kaydı getirtilerek üzerinde keşif yapılıp kroki tanzim edilen ve yine davalı şirketin kullanımında olduğu tespit edilerek hakkında hüküm kurulan taşınmazın aslında 154 ada 27 parsel sayılı taşınmaz olmasına , davacı vekilinin de doğru parsel numarasını bildireceğini açıklamasına karşın, davacı tarafa parsel numarasını düzeltme imkanı tanınmadan, hüküm yerinde dava konusu olarak 47 ada 10 parsel sayılı taşınmazın gösterilmiş olması da doğru değildir.
Kabule göre de; sadece kiracının davalı olarak bulunduğu davada tapu maliklerine ait olan bina hakkında malikine dava yöneltilmeden yıkım kararı verilmiş olması da isabetsizdir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy