MAHKEMESİ : MUDANYA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/11/2011
NUMARASI : 2008/101-2011/358
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakan N.A.'ın çekişme konusu taşınmazlardaki paylarını ölünceye kadar bakım akdiyle davalı kızına devrettiğini, murisin işlem tarihinde hukuki ehliyetinin bulunmadığını, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin feshi ile payları oranında iptal ve tescil isteminde bulunmuşlardır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, murisin hukuki ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı ölünceye kadar bakım sözleşmesinin feshi ile pay oranında tapu iptali ve tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, miras bırakan N .A.hukuki ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davaya konu taşınmazların tapusunun iptali ile muris N. A.'ın mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verilmiş olup, dava dışı iki mirasçının bulunduğu da anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 599.maddesi uyarınca; miras, murisin ölümüyle ve terekenin açılmasıyla mirasçılarına geçer ve mirasçılar terekedeki mallar üzerinde hak sabihi olurlar. Medeni Kanunun 640.maddesi hükmü gereğince birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın intikaliyle paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Böylece, mirasçılar terekeye elbirliği mülkiyeti ile sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere terekeye ait haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Medeni Kanunun 701/2.maddesine göre, elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp, herbirinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.
Bu yasal düzenlemelere göre, miras ortaklığı mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, terekedeki payları ayrılmaksızın ortaklığa dahil olan mirasçılara aittir. Tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece, mirasçıların somut ve ve bağımsız payları mevcut değildir.
O halde, yukarıda açıklanan ilkeler dikkate alındığında ve dava dışı mirasçıların da bulunduğu gözetildiğinde, davacıların "ehliyetsizlik" hukuksal nedeniyle tek başına kendi paylarına hasren dava açamayacağı kuşkusuzdur. Esasen, böylesine açılan bir davanın da dinlenilmesine olanak yoktur. Öte yandan, Türk Medeni Kanununun 702/4.maddesi hükmü ortaklığa ait mallara yönelik dışarıdan gelecek tehlikelere ve zararları karşı koruyucu ve def'etmeye ilişkin bir hüküm olup, somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.Kabule göre de; dava dışı mirasçılar bulunduğu halde bu mirasçıları da kapsar şekilde karar verilmiş olması da isabetsizdir.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy