(4721 S. K. m. 1026) (3402 S. K. m. 22)
Dava: Yanlar arasında görülen terkin işleminin durdurulması, işlemin iptali, terkin gerçekleşmiş ise yeniden tescil davası sonunda yerel mahkemece terkin işleminin iptaline dair olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi. Tetkik Hakimi Gamze Ünal'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 1974 yılında satın alarak paydaşı olduğu Kıbrıs Köyü 171 parsel sayılı taşınmazın Bayındır Köyü 846 parsel sayılı taşınmazdan sonra mükerrer olarak tescil edilmiş olduğu gerekçesiyle Türk Medeni Kanunu'nun 1026. maddesiyle Kadastro Kanunu'nun 22. maddesi hükmü gereğince sicil kaydının terkin edileceğinin davalı tarafından bildirildiğini, iyiniyetli olduğunu, hata mevcut ise devletin sorumluluğunun sözkonusu olduğunu, terkin işleminin usulsüz ve haksız olduğunu ileri sürerek sicil kaydının terkinini gerektiren bir neden ve durumun mevcut olmadığının tespit edilmesi suretiyle işlemin iptali, terkin gerçekleşmiş ise taşınmazın yeniden adına tescili istekli eldeki davayı açmış, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Gerçekten de, Tapu Sicil Müdürlüğünce 171 parsel sayılı taşınmazın kayıt maliklerine hitaben T.M.K.nın 1026 ve 3402 Sayılı Kanunun 22. maddesi hükmü uyarınca gönderilen Kıbrıs Köyü 171 parsel Bayındır Köyü 846 parsel sayılı taşınmazların bazı bölümlerinde mükerrerlik bulunduğuna dair (tedahül ettiği) bildirim üzerine davacı tarafından eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Gerek Tapu Sicil Müdürlüğünün yazısı gerekse ileri sürülen iddia ve dava dilekçesinin içeriğine göre, açılan davayla kadastro tespit tutanağı sonradan düzenlenen taşınmaza dair sicil kaydının iptaliyle mükerrerliğin giderilmesi istenildiği sabit olup, böylesi bir istekle açılan davalarda husumetin mükerrer olan ve kaydının iptali istenen sicil maliklerine karşı yöneltilmesi ve davanın onların huzuruyla görülmesi gerekmektedir.
Bilindiği üzere, davada taraf ehliyeti (husumet) kamu düzeniyle ilgili olup, mahkemece resen gözetilmesi gereken bir kuraldır.
Oysa somut olayda, dava kaydı iptal edilmesi istenen 846 parsel sayılı taşınmaz maliklerine değil. Tapu Sicil Müdürlüğü hasım gösterilmek suretiyle açılmıştır. O halde, davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazları belirtilen sebeplerle yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan sebeplerle (6100 Sayılı Kanunun geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 Sayılı H.U.M.K.nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 21.03.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy