MAHKEMESİ : SİMAV ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/06/2009
NUMARASI : 2006/304-2009/165
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, eşinin uzun yıllar doğu illerinde ve yurtdışında görev yapması sebebi ile babası ve dedesinden kalan malların intikali ve işlerin takibi amacıyla kardeşi Kasım'ı vekil tayin ettiğini, Kasım'ın vekalet görevini kötüye kullanarak bilgisi ve rızası dışında 27 ve 71 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını 08.10.1997 ve 15.10.1997 tarihinde diğer davalı N.a satış suretiyle devrettiğini, kendisine herhangi bir bedel ödenmediğini, davalı N.ın dava dışı kardeşi Z.nın kayınbabası olması sebebi ile durumu bilen konumunda olduğunu ileri sürerek, tapu iptal ve payı oranında tescile, mümkün olmadığı takdirde bedellerinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, yeminin kesin delil niteliğinde olduğu ve davalıların savunmalarını ispat ettikleri gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının, Simav dışında yaşaması sebebi ile işlerine takip etmesi konusunda 26.05.1995 tarihinde davalı kardeşi K.Ç.'ı vekil tayin ettiğini, davalı vekilin, vekalet görevini kötüye kullanarak çekişme konusu taşınmalardaki paylarını bilgi ve rızası dışında dava dışı mirasçılardan Z.K.'nun kayınbabası olan ve bu durumları bilen davalı N.a satış suretiyle devrettiğini ileri sürerek eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, bir kısım deliller toplandıktan sonra davacı tarafa yemin deliline dayanıp dayanmayacağı hususunun sorulduğu, davacı tarafın yemin deliline dayanmayacaklarını bildirmesi üzerine, davalı tarafa resen yemin verilmek suretiyle sonuca gidildiği görülmektedir.
Bilindiği üzere; karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'un 355. maddesinde mahkemenin kararını iki taraftan birinin yemin etmesine talik edebileceği bildirildikten sonra 356. maddede de resen yemin teklif edilebilmesinin koşulları gösterilmiştir. Buna göre bir “ iddia olunan hususun kati delillerle ispat edilmemiş olması ” iki; “ iddia olunan hususu ispat için irae olunan delillerin hüküm verilecek derecede kanaat hasıl etmemesi ” gerekir.
Hemen belirtilmelidir ki; yukarıda değinilen yasa hükmünün uygulanabilmesi delillerin tam olarak toplanmış olmasına bağlıdır.
Öte yandan; 01.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda mahkemenin resen yemin teklif etmesi düzenlemesine yer verilmemiştir.
Oysa somut olayda; tarafların dilekçe ve beyanlarında gösterdikleri deliller tam olarak toplanmamış, tarafların ortağı olduğu bildirilen şirketle ilgili kayıt ve belgeler getirtilmemiş, taşınmazların temlik tarihinde gerçek değeri saptanmamıştır.
Hal böyle olunca; tarafların gösterdikleri tüm delillerin eksiksiz toplanması, taşınmazların temlik tarihlerindeki değerlerinin saptanması, toplanacak delillerin, toplanan delillerle birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle, hükmün 12.01.2011 tarihinde kabul edilen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy