MAHKEMESİ : BAFRA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/06/2011
NUMARASI : 2010/306-2011/405
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kat irtifakı kurulu 3 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu dükkanını davalı oğluna ölünceye kadar bakım akdi ile temlik ettiğini, ancak davalının bakıp gözetme, kollama gibi yasal görevlerini yerine getirmediğini, manevi bakımdan ilgisiz kaldığını, yükümlülükleri yerine getirmenin imkansız duruma geldiğini ileri sürerek, tapu iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini her zaman yerine getirdiğini ve getirmeye de devam edeceğini, davacının iyiniyetli olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davanın kabulüne dair verilen karar, Dairece; “... Dosya kapsamı ve tüm dinlenen tanık ifadelerinden bakım borcunun yerine getirilmemesinin davalıdan kaynaklanmadığı, aksine davacının kendi tutumundan, hal ve hareketlerinden kaynaklandığı bir başka ifadeyle, koşulun ifa edilememesinde kusurun davalıda olmayıp, davacıda olduğunun sabit olduğu, bu durum karşısında Borçlar Kanununun 517.maddesi hükmü gözetilerek tarafların sosyal, içtimai ve ekonomik durumları saptanarak, davacı yararına münasip bir irat bağlanmasına karar verilmesi gerektiği ” hususlarına değinilerek bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak tapu iptal ve tescil isteğinin reddine, davacıya kaydı hayat şartı ile hükmün kesinleşmesinden itibaren aylık asgari ücret üzerinden irat bağlanmasına karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ile davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, akte aykırılık hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olup, mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılarak, Borçlar Kanunu'nun 517. maddesi hükmü gözetilmek ve tarafların sosyal, içtimai ve ekonomik durumları saptanmak suretiyle yazılı olduğu üzere karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacı vekilin bu yöne değinen temyiz itirazları ile davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak; irade dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekirken, hükmün kesinleşmesinden sonraki dönem için hükmedilmesi doğru değildir.
Davacı vekilinin belirtilen nedenle temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle, hükmün 12.01.2011 tarihinde kabul edilen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy